Önceleri kavl, gazel ve terâne isimli üç bölümden oluşan nevbet-i müretteb hakkındaki ilk bilgilere Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin (ö. 816/1413) Şerḥu Kitâbi’l-Edvâr’ında rastlanmaktadır (d’Erlanger, III, 553). Geniş bir şekilde açıklaması Abdülkādir-i Merâgī’nin eserlerinde görülen nevbet-i müretteb Merâgī’ye göre geçmiş (kudemâ) çağlardan beri bilinen bir mûsiki formudur. Ancak burada “kudemâ” kelimesine tarih bakımından bir açıklık getirilmemesi, ayrıca Fârâbî, İbn Sînâ ve Safiyyüddin el-Urmevî
TRİslam Ansiklopedisi
Hayatı hakkında bilgi yoktur. El yazması güfte mecmualarında rastlanan eserleri, “şeyh” ve “hâce-i sânî” unvanlarıyla kaydedilmiştir. Bunlardan, kendisinin bir tarikat şeyhi olduğu ve Türk mûsikisinde “hâce” unvanı ile tanınan Abdülkādir-i Merâgī’ye nisbetle de “ikinci üstat” kabul edildiği anlaşılmaktadır. Eserlerinin bir kısmının unutulduğu, bir kısmının da Abdülkādir-i Merâgī’ye mal edildiği söylenmektedir. “Hâce-i sânî” olarak vasıflandırılması, bestekârlıktaki kudretini göstermeye yeterlidi
TRİslam Ansiklopedisi