---
title: Şehzade Mustafa Mersiyesi (Şiir)
slug: sehzade-mustafa-mersiyesi-siir-65047
url: /detay/sehzade-mustafa-mersiyesi-siir-65047
type: article
language: Türkçe
entity:
  primary: Şehzade Mustafa Mersiyesi (Şiir)
  type: article
  categories:
    - name: Edebiyat
      slug: edebiyat
      url: /kategori/edebiyat
    - name: Tarih
      slug: tarih
      url: /kategori/tarih
  tags:
    - mersiye
    - Şehzade Mustafa
    - Kanuni Sultan Süleyman
author: Duygu Şahinler
created_at: 2025-10-06T09:51:51.433685+03:00
updated_at: 2025-10-06T13:15:48.919313+03:00
---

# Şehzade Mustafa Mersiyesi (Şiir)

<!-- CONTEXT: Article Content for "Şehzade Mustafa Mersiyesi (Şiir)" -->

## Article Content

[Taşlıcalı Yahyâ](/tr/detay/taslicali-yahya-2/llms.txt) Bey’in (ö. 1582) **Şehzâde Mustafa Mersiyesi**, [Kanûnî Sultan Süleyman](/tr/detay/suleyman-i/llms.txt)’ın oğlu [Şehzâde Mustafa](/tr/detay/mustafa-celebi-2/llms.txt)’nın 1553’te idamı üzerine kaleme alınmış, Klasik Türk edebiyatının en bilinen mersiyelerinden biridir. Eser, dönemin siyasî atmosferine eleştiri yöneltmesi ve toplumsal infiali şiir diline taşımasıyla öne çıkar. **Kanûnî Hicviyesi** nitelemesiyle de anılır. 

### **Biçim ve Ölçü**

Mersiye, onar mısralık yedi bentten oluşan bir terkîb-i benddir. Mefâ‘ilün / fe‘ilâtün / mefâ‘ilün / fe‘ilün vezniyle yazılmıştır. Bu teknik tercih, şiirde yükselip alçalan duygusal dalgalanmayı taşıyan ahengi desteklemek için kullanılmıştır.

### **Tarihî Bağlam**

Mustafa’nın öldürülmesi yeniçeriler, aydınlar ve halk arasında büyük üzüntü ve tepki doğurmuş; şairlerce birçok mersiye yazılmış, bunlar içinde [Yahyâ Bey’in mersiyesi](/tr/detay/mersiye-2/llms.txt) en dikkat çeken yankıyı uyandırmıştır. Şair, özellikle [Sadrazam Rüstem Paşa](/tr/detay/rustem-pasa-2/llms.txt)’yı, dolaylı olarak da Kanûnî’yi sorumlu tutan ifadeler kullanarak dönemin hissiyatına tercüman olmuştur.

### **Şehzâde Mustafa Mersiyesi veya Kanûnî Hicviyesi**

Şiirin orijinal sözleri ve günümüz Türkçesiyle açıklaması şöyledir:

#### **1. Bent**

Meded meded bu cihânuñ yıkıldı bir yanı

Ecel Celâlîleri aldı Mustafâ Han’ı

İmdat! Yardım edin! Bu cihanın bir yanı yıkıldı (zira)

Ölüm eşkıyaları [Mustafa Han](/tr/detay/mustafa-i/llms.txt)’ı aldı

Tulundı mihr-i cemâli bozuldı dîvânı

Vebâle koydılar âl ile Âl-i Osmânı 

Yüzünün güneşi battı, divanı dağıldı

Osmanlı sultanını hile ile vebale soktular

Geçerler idi geçende o merd-i meydânı

Felek o cânibe döndürdi şâh-ı devrânı

O savaş meydanının yiğidini adı geçtikçe çekiştirirlerdi

Felek (gökyüzü), devrin şahını o (iftiracılardan) yana döndürdü

Yalancınuñ kuru bühtânı bugz-ı pinhânı

Akıtdı yaşumuzı yakdı nâr-ı hicrânı

Yalancının kuru iftirası, gizli kini

Gözyaşımızı akıttı, ayrılık ateşini yaktı

Cinâyet itmedi cânî gibi anun cânı

Boguldı seyl-i belâya tagıldı erkânı

O (şehzade) bir cani gibi cinayet işlemedi

(Fakat) kendi canı bela selinde boğuldu, erkanı dağıldı

N’olaydı görmeye idi bu mâcerâyı gözüm

Yazuklar aña revâ görmedi bu râyı gözüm 

Ne olurdu bu olayı gözüm görmeseydi

Yazıklar olsun! Bu muameleyi gözüm ona reva görmedi

#### **2. Bent**

Ṭonandı aġlar ile nûrdan menâra dönüp

Güşâde-ḫâṭır idi şevḳ ile nehâra dönüp

Nurdan bir minare gibi ak (giysiler) ile donandı

Açık gönülü şevk ile gündüz gibiydi

Göründi ḫalḳa dıraḫt-ı şükûfedâra dönüp

Yüridi ḳulları yanınca lâlezâra dönüp

Çiçek açmış bir ağaç gibi halka göründü

Kulları bir lale bahçesi gibi önünde yürüyorlardı

Ṭururdı ḥiddet ile şâh-ı cihân nâra dönüp

Otaġı ḫaymeleri ḳarlu kûhsâra dönüp

Cihan Sultanı kızgınlığından ateşe dönmüş duruyordu

Otağının çadırları karlı dağlara benziyordu

Müzeyyen idi bedenlerle Aḳḥiṣâra dönüp

El öpmege yüridi mihr-i bî-ḳarâra dönüp

Bedenlerle süslenmiş beyaz bir hisara benziyordu

Yerinde duramayan güneş gibi el öpmeye yürüdü

Ṭutuldı gelmedi çünkim o mâh-pâre dönüp

Görenler aġladılar ebr-i nev-bahâra dönüp

O ay parçası tutuldu, dönüp gelmedi

Görenler ilkbahar bulutu gibi ağladılar

Bir ejdehâ-yı dü-serdür bu ḫayme-i dünyâ

Dehânına düşen olur hemîşe nâ-peydâ

Bu dünya çadırı iki başlı bir ejderhadır

Onun ağzına düşen elbette görünmez olur

#### **3. Bent**

Ol bedr-i kâmil ü ol âşinâ-yı baḥr-i ‘ulûm

Fenâya vardı telef itdi anı ṭâliʿ-i şûm

O olgun dolunay, o ilimler denizinin aşinası

Yok oldu, onu uğursuz talih telef etti

Dögündi ḳaldı hemân dâġ-ı ḥasret ile nücûm

Göyündi şâm-ı firâḳında ṭoldı yaş ile Rûm

Yıldızlar dövündü, tamamen hasret yarasıyla kaldı

Anadolu onun ayrılığı akşamında yandı, yaşla doldu

Ḳara geyürdi Ḳaramana ġuṣṣa itdi hücûm

O mâhı ince ḫayâl ile ḳıldılar maʿdûm

Gam Karaman’a hücum etti, karalar giydirdi

O ayı, ustaca hilelerle yok ettiler

Ṭolandı gerdenine hâle gibi mâr-ı semûm

Rıẓâ-yı Ḥaḳ ne ise râżî oldı ol merḥûm

Zehirli yılan (gibi kement) boynuna hale gibi dolandı

O merhum (şehzade), Allah’ın takdiri ne ise razı oldu

Haṭâsı ġayr-ı muʿayyen günâhı nâ-maʿlûm

Zihî saʿîd ü şehîd ü zihî şeh-i maẓlûm

Suçu belirsiz, günahı malum değil

Ne kutlu bir şehit ve ne zulme uğramış bir şah

Yıḳıldı yer yüzine aṣlına rücuʿ itdi

Saʿâdet ile hemân ḳurb-ı ḥażrete gitdi

O ay, yüzünü toprağa koydu, aslına döndü

Saadet ile hemen Allah’ın huzuruna gitti

#### **4. Bent**

Getürdi arḳasını yire Zâl-i devr-i zamân

Vücûdına sitem-i Rüstem ile irdi ziyân

Devrin Zal’i ([şehzadenin](/tr/detay/sehzade-mustafa-turbesi-e744b/llms.txt)) arkasını yere getirdi

Vücudana Rüstem’in zülmu ile zarar geldi

Döküldi gözyaşı yılduzları çoġaldı fiġân

Dem-i memâtı ḳıyâmet güninden oldı nişân

Gözyaşı yıldızları döküldü, feryat çoğaldı

Ölüm saati kıyamet gününü andırdı

Ġırîv ü nale vü zâr ile ṭoldı kevn ü mekân

Aḳar ṣu gibi müdâm aġlamakda pîr ü cuvân

Kainat feryat, figan ve inilti ile doldu

Genç, ihtiyar akarsu gibi durmadan ağlamakta

Vücûd iline aḳın ṣaldı aḳdı eşk-i revân

Eya serîr-i saʿâdetde padişâh-ı cihân

Dökülen gözyaşları vücut iline akın salıp aktılar

Ey saadet tahtında oturan cihan padişahı!

O cân-ı âdemiyân oldı ḫâk ile yeksân

Diri ḳala ne revâdur fesâd iden şeyṭân

O insanların canı toprakla bir oldu

Fesat edip (fitne çıkaran) şeytanın diri kalması reva mıdır?

Nesim-i ṣubḥ gibi yerde ḳoma âhumuzı

Ḥaḳâret eylediler nesl-i padişâhumuzı

Sabah rüzgarı gibi ahımızı yerde bırakma

Padişahımızın soyunu hor gördüler (aşağıladılar)

#### **5. Bent**

Bir iki egri fesâd ehli nitekim şemşîr

Bir iki nâme-i tezvîri ḳıldı ḳatlime tîr

Kılıç gibi eğri birkaç fesatçı

Birkaç sahte mektubu (şehzadeyi) öldürmek için ok gibi kullandı

Gelür ezelde muḳadder olan ḳalîl kesîr

Hezâr ḳayserüñ oldı leyâl-i ‘ömri ḳaṣîr

Ezelde az ve çok tayin edilen gelir

Binlerce kayserin ömür geceleri kısa oldu

Eceldür âdeme derbend-i teng ü târ-ı ‘asîr

Ẓarûrîdür bu ki uġrar aña cuvân ile pîr

Ecel insan için dar ve karanlık zorlu bir geçittir

Ona genç ve yaşlı herkesin uğraması zorunludur

Yirini zîr-i zemîn eyledi o mihr-i münîr

Yirini gitdi cihândan niteki merd-i faḳîr

O parlak güneş yer altına yerleşti

Dünyadan fakir bir yiğit gibi yerinerek gitti

Bu vaḳı’a olımaz ḫalḳa ḳâbil-i taʿbîr

Ki Erdişîr-i vilâyetde ola ‘âdet-i şîr

Bu olayın halka açıklanması mümkün değildir

Ki Erdeşir’in vilayetinde arslan adeti olsun

Bunuñ gibi işi kim gördi kim işitdi ‘aceb

Ki oġlına ḳıya bir server-i ‘Ömer-meşreb

Acaba böyle bir işi kim gördü kim işitti

   Ki Ömer tabiatlı bir hükümdar oğluna kıysın

#### **6. Bent**

Ferîd-i ‘âlem idi ‘âlim idi a’lem idi

[Muḥammed](/tr/detay/muhammed-2/llms.txt) ümmetine mevti mevt-i ‘âlem idi

Alemde biricik idi, alim idi, çok alim idi

Onun ölümü Muhammed ümmetine alemin ölümü gibiydi

Ziyade mâtem idi ḫaylî emr-i mu’ẓam idi

Ṣalâh u zühdi ḳavî i‘tiḳâdı muḥkem idi

Şehzadenin ölümü) çok büyük bir yas son derece önemliydi

O iyilik, zühd ve takva sahibi idi, inancı sağlam idi

Meşâyiḫ ile muṣâḥib ricâle hem-dem idi

Kerâmet ile kerîmü’l-ḫıṣâl âdem idi

Şeyhlerle sohbet ederdi, rical ile birlikte idi

Kerem ve ihsanıyla şerefli huylara sahip biriydi

Nücûm gibi cihân-dîde vü mükerrem idi

Vücûdı muḥteşem ü şevketi mu’aẓẓam idi

Yıldızlar gibi dünya görmüş ve muhteremdi

Vücudu ihtişamlı ve heybeti azametli idi

Tevaẓuʿ ile selâmında ḫod müsellem idi

‘Aceb o bedr-i tamâmuñ ne ‘âdeti kem idi

Şehzadenin) tevazu ile selam alıp vermesi de (herkes tarafından) bilinirdi

Acaba o tam dolunayın ne huyu kötüydü (kusurlu idi)

Hayflar oldı aña iftirâ ile gitdi

Ḥużûr-ı Ḥaḳḳa duʿa vü senâ ile gitdi

Yazık oldu ona ki iftira ile gitti

Allah’ın huzuruna dua ve övgülerle gitti

#### **7. Bent**

Sipihrüñ âyinesinde göründi ruy-i fenâ

Ḳodı bu kesret-i dünyâyı ḳıldı ‘azm-i baḳâ

Feleğin aynasında yokluğun yüzü göründü

   Bu dünya kesretini bırakarak beka alemine gitti

Ġarîbler gibi gitdi o yollara tenhâ

Çekildi ‘âlem-i bâlâya hemçü murġ-ı hümâ

Kimsesizler gibi o yollara yalnız gitti

Hüma kuşu gibi yüce aleme çekildi

Ḥaḳîkaten sebeb-i rif’at oldı düşman aña

Naṣîbi olmasa ṭañ mı bu cîfe-i dünyâ

Hakikatte düşman onun yücelmesini sağladı

Bu dünya leşi onun kısmeti olmasa buna şaşılır mı

Ḥayât-ı bâḳîye irişdi rûḥı ey Yaḥyâ

Şefîḳi rûḥ-ı Muḥammed refîḳı zat-ı Ḫudâ

Ey Yahya! (Şehzadenin) ruhu sonsuz hayata erişti

Şefkatçisi Muhammed’in ruhu, yoldaşı ise Allah’ın zatı

Enîsi gâyib erenler celîsi ehl-i ṣafâ

Ziyâde ide yaşum gibi raḥmetin Mevlâ

Dostu gayb erenleri, oturup kalktıkları safa ehli

   Allah rahmetini yaşım gibi çok etsin

İlâhî cennet-i Firdevs ana ṭuraġ olsun

Niẓâm-ı ‘âlem olan pâdişâh saġ olsun

Allah’ım! Mekanı Firdevs cenneti olsun

Aleme nizam veren padişah sağ olsun[^1] 

### **Mersiyenin Etkisi**

**Çağdaş toplumsal yankı:** Mersiye, yazıldığı anda özellikle kışla/yeniçeri ocağı başta olmak üzere asker ve sivil çevrelerde hızla elden ele, ağızdan ağıza dolaşmış; dönemin infialini şiir diline taşıyan başyapıt olarak anılmıştır.

**Kamu vicdanının tercümanı:** Yahyâ Bey, “o zamana dek bir mersiyede söylenememiş” sözleriyle Rüstem Paşa’yı (dolaylı olarak Kanûnî’yi) hedef gösterip fitne tertibine dikkat çekerek geniş kitlelerin duygularına tercüman olmuştur. Böylelikle toplumdaki yas ve adalet talebini görünür kılmıştır.

**Resmî tepki ve yaptırım:** Bu söyleyiş, idarenin gözünde “askerî isyana teşvik” eden bir çıkış olarak okunmuş; şair, Rüstem Paşa’nın yeniden sadrazam oluşu sonrasında İzvornik sancağına zeametle sürülmüştür. Böylece eser, şiirin siyasi bedelinin somut örneğine dönüşmüştür.

**Metnin dolaşımı ve otosansür:** Mersiye, halk ve asker mahfillerinde korku ve heyecanla dolaşırken, şair Kanûnî ve Rüstem Paşa’nın ölümlerinden sonra dahi metni Divan’ına almaya cesaret edememiştir. Ayrıca eser, “sarayın baskısıyla geri planda kalabilecek tarih kayıtlarının unutuşuna” karşı hafızayı diri tutan bir metin işlevi görmüştür.

**Modern çalışmalardaki etkisi**: Mersiye, güncel çalışmalarda hem metaforik çözümleme (kavramsal metaforlar üzerinden toplumun öfke ve yasının işlenişi) hem de ontolojik analiz (katmanlı yapı ve değer dünyası) için paradigmatik örnek olarak incelenmeye devam etmektedir. Bu da metnin çağdaş akademideki yansımasına örnektir.

Ayrıca şiirde geçen unsurlar, çağdaş tarih dizisi [Muhteşem Yüzyıl](/tr/detay/muhtesem-yuzyil-dizi-751139/llms.txt)'da [Şehzade Mustafa’nın ölümü](/tr/detay/elegy-for-prince-mustafa-poem-09f08/llms.txt), Yahyâ Bey’in mersiyesindeki fitne–otağa çağrı–dönüşsüzlük eksenini ve kolektif yas duygusunu çağrıştıracak biçimde dramatize edilmiştir. Mersiye, modern kültürde de etkisini sürdürerek sinemaya anlatı kurucu bir kaynak sağlamaya devam etmektedir.

<!-- CONTEXT: Academic Sources and References for "Şehzade Mustafa Mersiyesi (Şiir)" -->

## Academic Sources and References

1. Aktan, Muhammed Felat. “Taşlıcalı Yahya Bey’in Şehzâde Mustafa mersiyesine ontolojik analiz metoduyla bir bakış.” RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, no. 19 (June 2020): 398–412. https://dergipark.org.tr/en/pub/rumelide/article/752374Çelik, Ayşe Nur. Şehzade Mustafa'nın İdamına Yazılan Mersiyeler Üzerinden Şair Hami İlişkileri. Yıldız Teknik Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.  https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=P3dtmmHrq-mzEcmCLi1CqbBRogmLqJkHQUnRq85NKOhOXpdFPFLfySQgiMljkJjlUçan Eke, Nagehan. “Şehzade Mustafa Mersiyesi’nin Metaforik Açıdan İncelenmesi.” Söylem 2, no. 2 (2017): 220–231. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/383780Zavotçu, Gencay. “Bir Ölümün Yankıları ve Yahyâ Bey Mersiyesi.” Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi 33 (2007): 69–80. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/33024

<!-- CONTEXT: Citations for "Şehzade Mustafa Mersiyesi (Şiir)" -->

## Citations

[^1]: Ayşe Nur Çelik. Şehzade Mustafa'nın İdamına Yazılan Mersiyeler Üzerinden Şair Hami İlişkileri. Yıldız Teknik Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. s. 161-169. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=P3dtmmHrq-mzEcmCLi1CqbBRogmLqJkHQUnRq85NKOhOXpdFPFLfySQgiMljkJjl

<!-- CONTEXT: Related Articles for "Şehzade Mustafa Mersiyesi (Şiir)" -->

## Related Articles

- [Muhteşem Yüzyıl (Dizi)](//detay/muhtesem-yuzyil-dizi-751139/llms.txt)