---
title: Oksijen
slug: oksijen-750070
url: /detay/oksijen-750070
type: article
language: Türkçe
entity:
  primary: Oksijen
  type: article
  disambiguation: Oksijen: Yaşam için gerekli olan renksiz, kokusuz gazın keşfi ve özellikleri hakkında bilgi edinin.
  categories:
    - name: Kimya
      slug: kimya
      url: /kategori/kimya
  tags:
    - Oksijen
    - Periyodik tablo
author: Ömer Said Aydın
created_at: 2025-03-20T16:03:58.206673+03:00
updated_at: 2025-04-17T10:50:42.400957+03:00
---

# Oksijen

<!-- CONTEXT: KURE Information Cards for "Oksijen" -->

## KURE Information Cards

### KURE Information Card: Oksijen

![Oxygen-Symbol.jpg](https://cdn.t3pedia.org/media/uploads/2025/03/20/lf6WDu0O2jhQnuYPydg8z7SXrxNgdTxy.jpg)

| Field | Value |
|-------|-------|
| Yoğunluk(Metin) | 0.001308 g/cm³ (gaz, STP) |
| Kaynama Noktası(Metin) | -182.962°C (90.188 K) |
| Grup(Metin) | 16 (kalkojenler) |
| Erime Noktası(Metin) | -218.79°C (54.36 K) |
| Atom Numarası(Metin) | 8 |
| Periyot | 2 |
| Blok | p |
| Elektron Dizilimi | 2s² 2p⁴ |
| Faz | Gaz (oda sıcaklığında) |

<!-- CONTEXT: Article Content for "Oksijen" -->

## Article Content

Oksijen (O), atom numarası 8 olan kimyasal bir elementtir ve periyodik tablonun kalkojen grubunda [yer](/tr/detay/yer-2/llms.txt) alan oldukça reaktif bir ametaldir. Renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz olan oksijen, [Dünya](/tr/detay/dunya-2/llms.txt) atmosferinin yaklaşık %21’ini oluşturur ve biyolojik yaşamın temel taşlarından biridir. Evrendeki en [yaygın](/tr/detay/yaygin-748456/llms.txt) üçüncü [element](/tr/detay/element-7/llms.txt) olarak, yalnızca [hidrojen](/tr/detay/hidrojen-748673/llms.txt) ve helyumdan sonra gelir.

### **Tarihi**

Oksijenin keşfi, [modern](/tr/detay/modern-2/llms.txt) kimyanın temellerinin atılmasında kritik bir rol oynamış ve birden fazla [bilim](/tr/detay/bilim-2/llms.txt) insanının katkılarıyla şekillenmiştir. Oksijenin varlığına dair ilk ipuçları, 17. yüzyılın başlarına dayanır. 1608’de Hollandalı mucit ve [mühendis](/tr/detay/muhendis-3/llms.txt) Cornelius Drebbel, potasyum nitratı (KNO₃, yani güherçile) ısıttığında bir gaz açığa çıktığını gözlemledi. Bu gazın oksijen olduğu sonradan anlaşılmış, ancak Drebbel bunu bir element olarak tanımlamamış, yalnızca mekanik ve kimyasal deneylerinin bir parçası olarak kaydetmiştir. Drebbel’in bu gözlemi, oksijenin bilimsel keşfinden önceki ilk deneysel temaslardan biri olarak tarihe geçmiştir.

17. yüzyılın sonlarında, İngiliz kimyager Robert Boyle, havanın yanma için gerekli olduğunu kanıtlayarak flogiston teorisine dayalı geleneksel anlayışa meydan okudu. Flogiston teorisi, yanmanın bir maddeden “flogiston” adlı hayali bir bileşenin ayrılmasıyla gerçekleştiğini öne sürüyor ve havayı yalnızca pasif bir [ortam](/tr/detay/ortam/llms.txt) olarak görüyordu. Boyle’un çalışmaları, havanın homojen olmadığını ve yanmayı destekleyen bir bileşen içerdiğini ortaya koydu. Bu [fikir](/tr/detay/fikir/llms.txt), İngiliz kimyager John Mayow tarafından daha da geliştirildi. 1668’de yayımlanan “Tractatus Duo” adlı eserinde Mayow, ateşin ve solunumun havadaki “spiritus nitroaereus” (nitro-hava ruhu) adlı bir bileşeni tükettiğini öne sürdü. Mayow, bir fareyi veya yanan bir mumu kapalı bir kapta [su](/tr/detay/su-4/llms.txt) üzerinde tuttuğunda, suyun kabın içine yükseldiğini ve havanın hacminin yaklaşık 1/14’ünün tükendiğini gözlemledi. Bu bileşenin oksijen olduğu sonradan anlaşılmış, ancak Mayow’un çalışmaları o dönemde yeterince tanınmamıştır.

Oksijenin resmi keşfi, 18. yüzyılda üç kimyagerin [bağımsız](/tr/detay/bagimsiz-2/llms.txt) çalışmalarıyla gerçekleşti: Joseph Priestley, Carl Wilhelm Scheele ve Antoine Lavoisier. İlk olarak, İsveçli kimyager Carl Wilhelm Scheele, 1771-1772 yıllarında Uppsala’da cıva [oksit](/tr/detay/oksit/llms.txt) (HgO) ve çeşitli nitratları ısıtarak oksijeni elde etti. Scheele, bu gazı “[ateş](/tr/detay/ates-2/llms.txt) havası” (fire air) olarak adlandırdı, çünkü yanmayı desteklediğini [fark](/tr/detay/fark-2/llms.txt) etti. Ancak bulgularını “Treatise on Air and Fire” adlı eserinde yazmasına rağmen, bu [çalışma](/tr/detay/calisma/llms.txt) 1777’ye kadar yayımlanmadı, bu da keşfin önceliğini kaybetmesine neden oldu.

İngiliz kimyager Joseph Priestley, 1 [Ağustos](/tr/detay/agustos-748432/llms.txt) 1774’te Wiltshire, İngiltere’de cıva oksiti (HgO) [güneş](/tr/detay/gunes-3/llms.txt) ışığını bir mercekle odaklayarak ısıttı ve açığa çıkan gazı topladı. Priestley, bu gazın bir mumun daha parlak yanmasını sağladığını ve solunduğunda göğsünde “hafiflik ve kolaylık” hissi oluşturduğunu belirtti. Bu gazı “flogistonsuz hava” (dephlogisticated air) olarak adlandırdı ve bulgularını 1775’te “Experiments and Observations on Different Kinds of Air” adlı kitabında yayımladı. Priestley’in [hızlı](/tr/detay/hizli/llms.txt) yayını, ona keşfin önceliğini kazandırdı, ancak gazı bir element olarak tanımlayamadı; flogiston teorisine bağlı kalarak yanmanın flogiston kaybı olduğunu düşünüyordu.

Fransız kimyager Antoine Lavoisier, oksijenin keşfinde ve tanımlanmasında belirleyici bir rol oynadı. Priestley, 1774’te [Paris](/tr/detay/paris-4/llms.txt)’i ziyaret ettiğinde Lavoisier’e deneylerini anlattı ve Scheele de aynı yıl Lavoisier’e bir [mektup](/tr/detay/mektup/llms.txt) göndererek bulgularını paylaştı (ancak bu mektup Lavoisier tarafından dikkate alınmadı). Lavoisier, 1774’ten itibaren kendi deneylerine başladı ve oksijenin yanmadaki rolünü doğru bir şekilde açıklayarak flogiston teorisini çürüttü. Örneğin, [kalay](/tr/detay/kalay-3/llms.txt) ve havayı kapalı bir kapta ısıttığında toplam kütlenin değişmediğini, ancak kap açıldığında havanın içeri hücum ettiğini gözlemledi; bu, havadaki bir bileşenin tüketildiğini gösteriyordu. 1777’de yayımlanan “Sur la combustion en général” adlı eserinde, havanın iki gazdan oluştuğunu belirtti: yanmayı ve solunumu destekleyen “vital air” (hayati hava, yani oksijen) ve desteklemeyen “azote” (bugünkü nitrojen). Lavoisier, oksijeni “oxy-gène” olarak adlandırdı; bu isim, Yunanca “ὀξύς” (oxús, keskin/[asit](/tr/detay/asit-4/llms.txt)) ve “-γενής” (-genēs, üretici) kelimelerinden türetilmişti, çünkü yanlışlıkla oksijenin tüm asitlerin temel bileşeni olduğunu düşünüyordu. Daha sonra bu görüşün hatalı olduğu (örneğin, HCl oksijen içermez) anlaşıldı, ancak isim kalıcı oldu.

Oksijenin keşfi, flogiston teorisinin sonunu getirdi ve Lavoisier’in kütlenin korunumu ilkesini destekleyerek modern kimyanın temelini attı. Ayrıca, 19. yüzyılda oksijenin sıvılaştırılması (1883’te Zygmunt Wróblewski ve Karol Olszewski tarafından) ve endüstriyel kullanımı, bu elementin teknolojik önemini artırdı.

### **Fiziksel Özellikler**

Oksijen, standart sıcaklık ve basınçta (STP: 0°C ve 1 atm) renksiz, kokusuz ve tatsız bir gazdır ve moleküler formu O₂’dir (dioxygen). Atomik kütlesi 15.999 g/mol olan oksijen, periyodik tablonun 16. grubunda (kalkojenler) ve 2. periyodunda yer alır. Yoğunluğu 0.001308 g/cm³’tür ve gaz halinde düşük bir termal iletkenliğe (0.02658 W/(m·K)) sahiptir. Oksijenin erime noktası -218.79°C (54.36 K), kaynama noktası ise -182.962°C (90.188 K)’dir. Sıvı oksijen, -182.96°C’de yoğunluğu 1.141 g/cm³ olan açık mavi bir sıvıdır ve bu [renk](/tr/detay/renk-3/llms.txt), kırmızı ışığın emiliminden kaynaklanır. Katı oksijen ise -218.79°C’nin altında oluşur ve açık mavi bir [kristal](/tr/detay/kristal-750166/llms.txt) [yapı](/tr/detay/yapi-2/llms.txt) sergiler; yoğunluğu α-fazda 21 cm³/mol’den γ-fazda 23.5 cm³/mol’e kadar değişir.

Oksijen gazı, su içinde nitrojen gazına kıyasla daha çözünürdür; örneğin, 0°C’de [tatlı](/tr/detay/tatli-2/llms.txt) suda 14.6 mg/L, 20°C’de ise 7.6 mg/L çözünür. Manyetik özellikler açısından, triplet oksijen (O₂) paramanyetiktir; bu, moleküldeki eşleşmemiş elektronların manyetik alanla etkileşime girmesiyle açıklanır. Sıvı oksijen, bu özelliğinden dolayı güçlü bir mıknatısın kutupları arasında tutulabilir.

### **Kimyasal Özellikler**

Oksijen, yüksek elektronegatifliği (Pauling ölçeğinde 3.44) nedeniyle oldukça reaktiftir ve çoğu elementle kolayca birleşerek oksitler oluşturur. [Elektron](/tr/detay/elektron-2/llms.txt) konfigürasyonu [He] 2s² 2p⁴’ tür ve 6 valans elektronuna sahiptir. Oksijen, genellikle -2 oksidasyon durumunda bulunur (örneğin, H₂O’da), ancak -1 (peroksitler, H₂O₂), +1 (O₂F₂) ve +2 (OF₂) [gibi](/tr/detay/gibi-749510/llms.txt) nadir oksidasyon durumları da gösterir. Flor hariç tüm elementlerle bileşik oluşturabilen oksijen, güçlü bir oksitleyici ajandır ve yanma gibi süreçlerde temel bir rol oynar.

Oksijenin moleküler yapısı, iki oksijen atomu arasında bir kovalent çift [bağ](/tr/detay/bag-5/llms.txt) (O=O) içerir; bu bağın enerjisi 498.3 kJ/mol’dür. Bu yapı, oksijenin triplet temel durumunu (³O₂) oluşturur ve reaktivitesini sınırlar; bu, [organik](/tr/detay/organik/llms.txt) maddelerle yanmayı önler. Ancak, singlet oksijen (¹O₂) gibi daha yüksek enerjili formlar, organik bileşiklerle çok daha reaktiftir.

### **Allotroplar**

Allotroplar, aynı elementin atomlarının farklı moleküler veya kristal yapılarla bir araya gelerek oluşturduğu farklı fiziksel formlardır. Oksijen, çeşitli allotroplarıyla dikkat çeker ve her biri kendine özgü özellikler sergiler:

1. **Dioxygen (O₂):** En yaygın ve kararlı allotroptur. Triplet (³O₂) ve singlet (¹O₂) formlarında bulunur. Triplet oksijen, Dünya atmosferinde baskın olan formdur ve biyolojik solunumda kullanılır. Singlet oksijen ise fotosentez sırasında klorofil tarafından üretilir ve reaktif oksijen türleri (ROS) arasında yer alır.
2. **Ozon (O₃):** Üç oksijen atomundan oluşan bu allotrop, stratosferdeki ozon tabakasında UV radyasyonunu absorbe ederek biyosferi korur. Ancak troposferde, smogun bir yan ürünü olarak hava kirliliğine neden olur. Ozon, güçlü bir oksitleyicidir ve akciğer dokusuna zarar verebilir.
3. **Tetraoksijen (O₄):** 2001’de keşfedilen bu nadir allotrop, yüksek basınç altında (20 GPa) O₂’nin sıkıştırılmasıyla oluşur ve O₈ kümeleri şeklinde kristalleşir. Roket yakıtlarında potansiyel bir oksitleyici olarak araştırılmaktadır.
4. **Atomik Oksijen (O):** Çok reaktif bir türdür ve atmosferin üst katmanlarında UV radyasyonuyla O₂’nin ayrışmasıyla oluşur. Hızla diğer moleküllerle birleşir.

### **İzotoplar**

İzotoplar, aynı elementin [proton](/tr/detay/proton-2/llms.txt) sayısı aynı ancak [nötron](/tr/detay/notron-2/llms.txt) sayısı farklı olan atom varyantlarıdır. Oksijenin doğal ve [radyoaktif](/tr/detay/radyoaktif/llms.txt) izotopları, bilimsel araştırmalarda geniş bir kullanım alanına sahiptir:

- **¹⁶O:** 8 proton ve 8 nötron içerir; doğal bolluğu %99.757’dir ve en yaygın izotoptur. Büyük yıldızlarda helyum füzyonu sırasında sentezlenir.
- **¹⁷O:** 8 proton ve 9 nötron içerir; doğal bolluğu %0.038’dir. Hidrojen yakımı sırasında CNO döngüsünde oluşur.
- **¹⁸O:** 8 proton ve 10 nötron içerir; doğal bolluğu %0.205’tir. Helyumca zengin yıldız bölgelerinde ¹⁴N’nin ⁴He çekirdeği yakalamasıyla üretilir.

Ayrıca, 11O’dan 28O’ya kadar radyoaktif izotopları bulunur. En [uzun](/tr/detay/uzun/llms.txt) ömürlü radyoaktif izotop 15O’dur (yarı [ömür](/tr/detay/omur-750556/llms.txt): 122.24 saniye), en [kısa](/tr/detay/kisa/llms.txt) ömürlü ise ¹²O’dur (yarı ömür: 580×10⁻²⁴ saniye). Bu izotoplar, paleoklimatoloji gibi alanlarda (örneğin, ¹⁸O/¹⁶O oranlarının iklim analizi) [önemli](/tr/detay/onemli-0325c/llms.txt) rol oynar.

### **Bulunurluğu**

Oksijen, evrende kütlece en bol bulunan üçüncü elementtir ve Dünya’da [biyosfer](/tr/detay/biyosfer-3/llms.txt), atmosfer, denizler ve karada yaygın olarak bulunur. Dünya atmosferinin %20.8’ini (hacimce) ve %23.1’ini (kütlece) oluşturur; bu, yaklaşık 1015 ton oksijene denk gelir. Yer kabuğunun %49.2’sini oksijen bileşikleri (örneğin, silikon dioksit SiO₂) olarak oluşturur ve okyanusların %88.8’i su (H₂O) formundadır. İnsan vücudunun ise %65’i oksijenden oluşur.

Büyük Oksijenlenme Olayı (Great Oxygenation Event), yaklaşık 2.4 milyar yıl önce oksijen seviyelerinin artmasıyla anaerobik organizmaların çoğunu [yok](/tr/detay/yok-749611/llms.txt) etmiş ve modern atmosferi şekillendirmiştir. [Bugün](/tr/detay/bugun-2/llms.txt), fotosentez oksijenin [ana](/tr/detay/ana-751169/llms.txt) kaynağıdır ve bu [süreç](/tr/detay/surec-2/llms.txt) atmosferdeki oksijeni sürekli yeniler.

### **Biyolojik Yaşama Etkileri**

Oksijen, aerobik organizmalar için vazgeçilmezdir ve hücresel solunumda enerji üretiminin temel bileşenidir. Genel [reaksiyon](/tr/detay/reaksiyon/llms.txt) şu şekildedir:

C6H12O6&#32;+ 6O2&#32;→ 6CO2&#32;+ 6H2O + 2880 kJ/mol

Bu süreçte oksijen, mitokondrideki elektron taşıma zincirinde son elektron alıcısı olarak ATP sentezini sağlar. İnsanlar dakikada 1.8-2.4 gram oksijen solur ve bu, yılda insanlık tarafından 6 milyar tondan fazla oksijen tüketimine denk gelir.

Fotosentez ise oksijenin biyolojik [üretim](/tr/detay/uretim-750525/llms.txt) kaynağıdır:

6CO2&#32;+ 6H2O + fotonlar → C6H12O6&#32;+ 6O2

Bitkiler, algler ve siyanobakteriler bu süreçle atmosferik oksijeni üretir; okyanuslardaki fotoautotroflar, küresel oksijenin yaklaşık %70’ini sağlar. Oksijen aynı zamanda bağışıklık sisteminde rol oynar; reaktif oksijen türleri (ROS) mikropları yok etmek için kullanılır, ancak aşırı ROS kardiyovasküler sistemde hasara [yol](/tr/detay/yol-3/llms.txt) açabilir.

Oksijen terapisi, pnömoni, amfizem ve [kalp](/tr/detay/kalp-749133/llms.txt) yetmezliği gibi durumlarda [kan](/tr/detay/kan-3/llms.txt) oksijen seviyelerini artırarak tedaviye yardımcı olur. Ancak yüksek kısmi basınçlarda (>50 kPa) toksisite riski taşır ve konvülsiyonlara neden olabilir.

### **Üretimi**

Endüstriyel oksijen üretimi, yıllık 100 milyon tonu aşar ve başlıca iki yöntemle gerçekleştirilir:

1. **Fraksiyonel Distilasyon:** Sıvılaştırılmış havanın fraksiyonel damıtılmasıyla oksijen ayrıştırılır. Nitrojen buharlaşırken oksijen sıvı olarak kalır.
2. **Basınç Salınım Adsorpsiyonu (PSA):** Kuru hava, zeolit moleküler eleklerden geçirilerek nitrojen emilir ve %90-93 saflıkta oksijen elde edilir.

Laboratuvarda ise oksijen, potasyum kloratın (KClO₃) [manganez](/tr/detay/manganez-748081/llms.txt) dioksit (MnO₂) katalizörüyle ısıtılması veya suyun elektroliziyle (H₂O → H₂ + ½ O₂) üretilir. Oksijen, çelik üretiminden (demirdeki [kükürt](/tr/detay/kukurt-2/llms.txt) ve karbonu gidermek için), kimyasal sentezlere (örneğin, etilen oksit üretimi), [roket](/tr/detay/roket-3/llms.txt) yakıtlarına ve tıbbi uygulamalara kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir.

<!-- CONTEXT: Academic Sources and References for "Oksijen" -->

## Academic Sources and References

1. “Biology Online Dictionary.” Biology Online. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://www.biologyonline.com/dictionary/oxygen.“Cancer Terms: Oxygen.” National Cancer Institute. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://www.cancer.gov/publications/dictionaries/cancer-terms/def/oxygen.“Chemistry Learner: Oxygen.” Chemistry Learner. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://www.chemistrylearner.com/oxygen.html.Joseph Jewelry. “Oxygen.” Joseph Jewelry Guide Glossary. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://www.josephjewelry.com/guide/glossary/oxygen?srsltid=AfmBOooP5UR\_oeyMFQnMMOPGabWxpPVLklfJuY\_y1lnaTiwNOILZNIOd.Merriam-Webster. “Oxygen.” Merriam-Webster Dictionary. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://www.merriam-webster.com/dictionary/oxygen.PubChem. “Oxygen: Compound Summary.” National Library of Medicine. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/compound/Oxygen#section=Computed-Properties.SciEd. “Oxygen.” Scottish Sensory Centre, University of Edinburgh. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://www.ssc.education.ed.ac.uk/BSL/chemistry/oxygend.html.UCAR Center for Science Education. “Oxygen.” SciEd: Learning Zone. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://scied.ucar.edu/learning-zone/air-quality/oxygen.World Health Organization. “Oxygen.” WHO Health Topics. Erişim tarihi: 20 Mart 2025. https://www.who.int/health-topics/oxygen#tab=tab\_1.