Malta Köşkü
İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, dev ağaçlarla dolu Yıldız Parkı’nın tam kalbinde çok zarif bir yapı yükselir. Bu köşk, yaklaşık 150 yıl önce Sultan Abdülaziz döneminde, dinlenmek ve Boğaz'ın eşsiz manzarasını seyretmek için bir "av köşkü" olarak inşa edilmiştir. Saray mimarlarından Sarkis Balyan tarafından tasarlanan yapı, ilk yapıldığında "Sedir Köşkü" adını taşıyordu.
Köşkün adının neden "Malta" olduğu ise büyük bir gizemdir. Bazı insanlar köşkün inşasında Malta adasından getirilen özel taşların kullanıldığını söylese de bunu kanıtlayan kesin bir bilgi yoktur. Belki de sadece fethedilen yerlerin isimlerini saray yapılarına verme geleneği nedeniyle bu ismi almıştır.
Köşkün İçindeki Sanat ve Sürprizler
Malta Köşkü’nün içine girdiğinde seni büyüleyici bir dünya karşılar. Salonun ortasında mermerden yapılmış harika bir havuz bulunur. Duvarlarda ve tavanlarda görebileceğin kuğu ve balık motifleri, sanki köşkün içinde bir doğa masalı anlatıyor gibidir.
Bu köşkün çok şaşırtıcı bir özelliği vardır: İçinde bir banyo veya üst katında tuvalet bulunmaz. Çünkü burası konaklamak için değil, sadece gündüzleri kısa süreli geziler ve dinlenmeler için tasarlanmıştır. Padişahın kızı Ayşe Sultan, anılarında babasından izin alarak buraya neşeli piknikler yapmaya geldiklerini anlatır.
Tarihin Tanığı Büyük Olaylar
Malta Köşkü sadece eğlenceli pikniklere değil, Osmanlı tarihinin çok önemli ve ciddi anlarına da şahitlik etmiştir. Bir zamanlar padişah olan V. Murad ve annesi, zorunlu olarak bir süre burada kalmışlardır. Ayrıca devlet adamı Midhat Paşa'nın meşhur yargılaması da bu köşkün hemen arkasında kurulan büyük bir çadırda yapılmıştır.

Bugün Malta Köşkü’nde Neler Oluyor?
Cumhuriyet döneminde bir süre sessiz ve bakımsız kalan köşk, 1979 yılında büyük bir restorasyonla yeniden hayat bulmuştur. Günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı BELTUR tarafından işletilmektedir.
Şu an buraya gittiğinde, tıpkı eski saray halkı gibi Boğaz manzarasını izleyebilir ve lezzetli yemekler yiyebilirsin. Üstelik köşkün içinde alkollü içecekler bulunmaz ve tarihi doku özenle korunur. Burası artık tüm İstanbul çocuklarının ve ailelerinin ziyaret edebileceği yaşayan bir müzedir.

