---
title: Cehaletten Kopup Gelenler
slug: cehaletten-kopup-gelenler-be7d9
url: /detay/cehaletten-kopup-gelenler-be7d9
type: blog
language: Türkçe
entity:
  primary: Cehaletten Kopup Gelenler
  type: blog
  disambiguation: Cehaletten Kopup Gelenler: Kudüs'ün önemini hatırlatma ve vicdanı uyandırma çağrısı.  İman, vicdan ve sorumluluk.
  categories:
    - name: Genel Kültür
      slug: genel-kultur
      url: /kategori/genel-kultur
    - name: Edebiyat
      slug: edebiyat
      url: /kategori/edebiyat
    - name: İslam
      slug: islam
      url: /kategori/islam
  tags:
    - Filistin
    - Mirac
    - Kıbrıs
    - Lefkoşa
    - Kudüs
author: Çağatay Özdem
created_at: 2025-07-11T12:27:48.708067+03:00
updated_at: 2025-07-11T12:43:17.607673+03:00
image: https://cdn.t3pedia.org/media/uploads/2025/07/11/9Z1031zWwSCtq4nKuCbPfrlZlGuMiODM.png
---

# Cehaletten Kopup Gelenler

<!-- CONTEXT: Article Content for "Cehaletten Kopup Gelenler" -->

## Article Content

**"﻿﻿﻿﻿﻿﻿Kudüs’ten, Filistin’den bana ne?**" diyenlerin [Miraç](/tr/detay/mirac-2/llms.txt) Kandili tebriği paylaştığı bir çağdayız. Bu kadar tutarsız, yüzeysel, bu kadar kopuk bir çağ... Bilgi çok, bilinç az. Paylaşım bol, idrak eksik. Laf var, taraf yok.

Miraç deyince duygulanıyor, o miracın nerede yaşandığını bilmiyor. Bilen de unutmuş gibi davranıyor.

Miraç, [Kudüs](/tr/detay/kudus-2/llms.txt) ile başlar. [Mescid-i Aksa](/tr/detay/mescid-i-aksa-cee49/llms.txt)’dan göğe yürüyen bir hakikattir.

O hakikatin toprağı bugün kan içinde. Mescid-i Aksa bugün postallarla kirletiliyor. Çocuklar kurşunla, anneler acıyla, toprak ölümle yoğruluyor. Hâlen birileri çıkıp, “Bize ne [Filistin](/tr/detay/hur-filistin-c1a9e/llms.txt)’den?” diyebiliyor.

Asıl mesele işte burada. Coğrafya bilgisi değil bu, iman, vicdan ve bağ kurabilme meselesi.

Bizler Müslümanız. Dinimiz, sadece dua etmekle yetinmez; sahiplenmeyi, acıya ortak olmayı, zulme karşı durmayı da emreder. Kandil mesajlarıyla vicdanları rahatlatıp, gerçekleri susturmayı marifet sayan bir nesle dönüştük.

Ben bu eleştiriyi uzaktan yapmıyorum. O cehaletten kopup geldim. Kendimden biliyorum. Kudüs’ün adını kandil sohbetlerinde bile duymadığım günlerden geliyorum. Filistin denince aklımda hiçbir şey belirmez, harita gelmezdi, tarih gelmezdi, direniş gelmezdi. O yüzden kimseye yukarıdan bakmıyorum. Sadece uyanmanın mümkün olduğunu, sana burada açık ettiğim iç yolculuğumdan gör istiyorum.

Uyanmak bir an meselesi. Bir görüntü, bir söz, bir yazı...

Kendini sorgulamakla başlar. Miraç Kandili’nde göğe yürüyen bir peygamberi rehber olarak kabul etmişsen, onun adım attığı toprağa da sahip çıkmak zorundasın. Elinle değilse dilinle, o da mümkün değilse gönlünle sahip çıkmak zorundasın.

Yoksa yürüdüğün yol eksik, duaların yarımdır.

Yalnızca bilginin değil, üstüne bilincin de inşa ettiği bir uyanıştan bahsediyorum. Sosyal medyada paylaşılan birkaç temsili görsel değil; Kudüs’ü kendi namusun bilmekten... Lefkoşa gibi, Mağusa gibi... Orada dökülen kanı sadece haber olarak değil, kendi damarlarında hissedebilecek bir ruh inşa etmekten bahsediyorum...

Bu çağın cehaleti dijitaldir, hızlıdır ve en kötüsü kitleseldir. Fakat uyanış da aynı hızla mümkündür. Yeter ki insan samimiyetle yüzleşsin: "Neyin içindeyim, neyi görmezden geliyorum, neye ortak oluyorum?"

Dedim ya kendimden biliyorum. Herkesin Kudüs ile imtihanı vardır. Kimileri kandil tebriğiyle geçiştirdiğini düşünür, kimileri suskunluğuyla. Kimileri de çağın cehaletinden kopar; yürüyerek değil, düşünerek ve bir duruşu üstlenerek miracını yaşar. Yapabildiği kadar...