---
title: #14 Toplum ve Teknoloji Bülteni
slug: 14-toplum-ve-teknoloji-bulteni
url: /detay/14-toplum-ve-teknoloji-bulteni
type: blog
language: Türkçe
entity:
  primary: #14 Toplum ve Teknoloji Bülteni
  type: blog
  disambiguation: Yapay zeka, insanları ikna etmede geride bıraktı mı? #14 Toplum ve Teknoloji Bülteni'nde çarpıcı sonuçlar!
author: KÜME Vakfı
created_at: 2025-06-03T09:54:29.985980+03:00
updated_at: 2025-06-26T21:48:59.887115+03:00
image: https://cdn.t3pedia.org/media/uploads/2025/06/26/Z3Et4bPiTPcKEmTm2k2WQVn4OpaIyqhj.png
---

# #14 Toplum ve Teknoloji Bülteni

<!-- CONTEXT: Article Content for "#14 Toplum ve Teknoloji Bülteni" -->

## Article Content

![Image](https://cdn.kureansiklopedi.com/media/uploads/2026/02/11/14-toplum-ve-teknoloji-bulteni-Z3Et4bPiTPcKEmTm2k2WQVn4OpaIyqhj.png)

Yeni yayımlanan ve çok uluslu bir araştırma grubu tarafından yürütülen [bir çalışma](https://arxiv.org/abs/2505.09662?utm_source=substack&utm_medium=email), yapay zeka modellerinin (özellikle Claude 3.5 Sonnet gibi ileri düzey modellerin), hem doğru hem de yanlış bilgilere ikna etme konusunda insanlardan daha etkili olduğunu ortaya koydu. Bu, yapay zekanın yalnızca bilgi üretiminde değil, insan psikolojisini yönlendirmede de üstün performans gösterdiğini kanıtlayan önemli bir kırılma.

Araştırmanın yapısı oldukça dikkat çekici. ABD merkezli 1242 katılımcı, bilgi yarışması formatında hazırlanmış bir teste tabi tutuldu. Bazıları bu testi yalnız başına çözerken, bazıları bir metin sohbeti üzerinden başka insanlarla veya farkında olmadan bir LLM (büyük dil modeli) ile etkileşime girdi. Bu yapı sayesinde, yapay zeka ile insan ikna gücü doğrudan karşılaştırılabildi. Üstelik katılımcılar doğru yanıtlar ya da etkili ikna için maddi ödüller aldığından, çalışmaya ciddi emek harcadılar.

Sonuç ise çarpıcı. LLM’ler, yalnızca doğru cevaplara yönlendirmede değil, yanlış cevaplar konusunda da ikna edici olabiliyorlar. Bu yetenek, modellerin duygusal yorgunluk yaşamaması, çekingen olmaması ve bireylerden çok daha fazla bilgiye sahip olmasıyla açıklanıyor. Ancak araştırma aynı zamanda ilginç bir sınır da tespit ediyor. LLM’lerle tekrar tekrar karşılaşan bireyler zamanla bu ikna biçimlerine karşı bağışıklık geliştiriyor. Bu durum algoritmalara yönelik sezgisel bir “şüphe refleksi”nin gelişmeye başladığını gösteriyor. Şüphe refleksi en hayati gündelik yetiler arasında kendisine yer bulabilir. Nitekim pek çok kişi için şüphe edilen bilgi kaynaklara doğrudan erişim gerekliliğini vurguluyor. Verileri teyit etme sürecinde  ortaya konulan efor kullanıcılar için motivasyon azaltıcı bir gerekçe olarak karşımıza çıkabilir.

Bir başka çalışma ise Zürih Üniversitesi’nden. Bir araştırma grubu Reddit kullanıcılarını haberdar etmeden yapay zeka ile tasarlanmış yorumlarla deney yaptı. R/changemyview başlığında yürütülen çalışmada GPT-4o, Claude 3.5 Sonnet ve Llama 3.1 gibi büyük dil modelleri kullanılarak oluşturulan 13 sahte kullanıcı hesabı, yaklaşık 1.700 yorum paylaştı. Bu botlar tartışmalara uzman veya mağdur kimlikleriyle dahil olarak gerçek kullanıcıların önceki paylaşımlarına dayalı kişiselleştirilmiş ve ikna edici içerikler sundular. Bazı botlar kendilerini “cinsel saldırı mağduru” ya da “travma danışmanı” gibi tanıttı. Bu tanıtımlar gerçek kullanıcıların davranışları taklit edilerek, benzer formlarda verilmiş cevaplarla yapıldı.

Yorumlar platformda ciddi etkileşim aldı. 10.000’in üzerinde karma puanı toplandı ve 100’den fazla “delta” ödülü kazandı. Bu göstergeler, argümanları sayesinde karşı tarafın fikrini değiştirdiklerini göstermek için oldukça yeterli sonuçlara sahip. Ancak araştırma ekibinin ne Reddit yönetimini ne de kullanıcıları bu deney hakkında bilgilendirmemesi büyük tepki topladı. Reddit’in baş hukuk danışmanı Ben Lee çalışmayı “ahlak dışı ve potansiyel olarak yasa dışı” olarak nitelendirdi. Zira normalde Reddit’in hizmet şartları ve söz konusu başlığın topluluk kuralları, kullanıcıların kimliğini gizleyerek veya aldatıcı yollarla manipülasyon yapılmasını açıkça yasaklıyor.

Üniversite etik kurulun önerilerini dikkate aldıklarını, ancak bu önerilerin bağlayıcı olmadığını belirtti. Tartışmaların ardından araştırmacılar deneyin sonuçlarını yayınlamama kararı aldı. Olay, sosyal bilimler ile yapay zeka araştırmalarının kesişiminde etik sınırların nereden çekilmesi gerektiğine dair oldukça düşündürücü sonuçlar ortaya çıkardığını gösteriyor.

Bu olay yalnızca veri gizliliği ve kullanıcı güvenliği açısından değil, yapay zekanın çevrimiçi ortamlardaki sosyal etkileri bağlamında da ciddi sorular gündeme getiriyor. Bir kullanıcının gerçek bir insanla mı yoksa etkili bir dil modeliyle mi etkileşimde olduğunu bilmemesi, dijital alanın güvenilirliğini ve kamusal tartışmaların doğallığını tehdit ediyor. Gelişmiş dil modellerinin ikna edici güçleri artık yalnızca teorik bir mesele değil. Sosyal deney adı altında, doğrudan insan ilişkilerinin dokusuna müdahale edebilecek düzeyde artmış durumda.

Bu tür bulgular, yapay zekanın ileride nasıl politik, ticari ve sosyal araçlar olarak kullanılabileceğine dair etik soruları yeniden gündeme getiriyor. İkna yeteneği, reklamdan propagandaya kadar birçok alan için belirleyici bir güç. Peki bu gücün sınırları nerede çizilecek? İkna olmamız için gereken otantik bilgiyi nasıl teyit edeceğiz?

**Başlıksız Devrim: Yapay Zekanın Gerçek Etkisi Sessizce Fabrikalarda Yaşanıyor**

Yapay zeka hakkında kamuoyunun dikkatini en çok çeken uygulamalar sohbet robotları, görsel üretim araçları veya sesli asistanlar olsa da bu teknolojinin asıl ve kalıcı dönüşüm yarattığı sessiz ve görünmez alan sanayi. Sanayideki yapay zeka devrimi, dikkat çekici değil gibi görünen ama etkileyici, kamuoyunun uzağında ama üretim sistemlerinin tam ortasında gerçekleşiyor. 

Bu dönüşümün sembolik zirvesi Japon otomasyon firması FANUC’un karanlık fabrikasında robotların başka robotları ışık olmadan, insan müdahalesi olmadan üretmesi. Bu tür fabrikalar verimlilikte olduğu gibi toplumsal tahayyüllerimizde de bir dönüm noktası. İnsan emeği olmaksızın işleyen sistemler “çalışma” kavramının yeniden tanımlanması anlamına geliyor.

Bu dönüşümün liderleri en gelişmiş modelleri geliştiren ve daha önemlisi bu modelleri büyük ölçekte devreye alabilen altyapı sahipleri olacak gibi görünüyor. Amazon, Google, Microsoft gibi teknoloji devleri; devasa veri merkezleri, küresel bulut altyapısı ve dağıtım ağlarıyla bu alanda avantaj sahibi. Öte yandan, Siemens, ABB ve FANUC gibi köklü endüstri firmaları; sektörel bilgi birikimleri, fiziksel donanımları ve yerleşik müşteri ağlarıyla rekabette iddia sahibi. Bu şirketlerin sahip olduğu “proses zekası” (süreci yürütme becerisi), yapay zekanın gerçek dünyaya uygulanmasında kritik rol oynuyor.

Sonuç olarak, yapay zekanın sanayideki gerçek devrimi, parlak sunumlarla değil; üretim hatlarında, bakım programlarında, veri merkezlerinin görünmeyen ekranlarında yaşanıyor. Ancak bu devrimin olumlu sonuçlar doğurması, yalnızca teknolojiye değil; ona eşlik eden etik, sosyal ve politik vizyona da bağlı. Yapay zekayı yalnızca daha hızlı üretim için mi kullanacağız? Yoksa başka ihtiyaçlarımıza da cevap verecek mi? Hangi sektörler nasıl etkilenecek? Toplum, otomasyonla kaybedilen işleri nasıl telafi edecek?

**BAE'den Yapay Zekaya Toplumsal Erişim Hamlesi: ChatGPT Plus Tüm Vatandaşlara Ücretsiz**

Birleşik Arap Emirlikleri, OpenAI ile yaptığı işbirliği kapsamında ChatGPT Plus aboneliğini tüm vatandaşlarına ücretsiz [sunmaya hazırlanıyor](https://openai.com/index/introducing-stargate-uae/?utm_source=www.therundown.ai&utm_medium=newsletter&utm_campaign=chatgpt-goes-free-to-everyone-in-uae&_bhlid=92c8ef997b3505a9de9ae79bc001cce96a234143). Halihazırda aylık 20 dolar olan bu hizmetin kamuya dağıtılması, BAE’yi bu ölçekte adım atan ilk ülke haline getirdi.  

Bu yeni küresel inisiyatif ABD hükümetiyle koordinasyon içinde, demokratik değerler, açık pazarlar ve güvene dayalı ortaklıklar çerçevesinde *egemen yapay zeka kapasitesi inşa etmeyi* hedefliyor. BAE’nin bu programa dahil olması ulusal ölçekte bağımsız bir yapay zeka altyapısı kurma niyetini gösteriyor.

BAE yönetimi vatandaşlarını ileri düzey yapay zeka araçlarıyla tanıştırmayı hedeflerken, aynı zamanda ülkedeki dijital yetkinliği artırmayı amaçlıyor. Ancak tüm bunların yanında bilgi kaynağı tekelleşmesi krizi, kamusal alanların kaybı ve benzeri pek çok başka krizi beraberinde sürüklemekte. 

BAE’nin altyapıya ek olarak, bütün yurttaşlarına ChatGPT Plus aboneliği için aldığı kararın yüzeyde görünmeyen bir başka sonucu ise gündelik tercihlerin zımnen yönlendirilmesi kararını içeriyor. Eğitim sistemi, sosyal imkanlar ve gündelik destek pratiklerinin pek çoğunun tek bir sohbet robotuna devredilmesi soruların ve cevapların herkes için pek çok koşulda aynı olmasını gerektiriyor. Gündelik hayatı tanzim etme pratiğinin otorite addedilen bir sohbet robotundan alınan cevaplarla şekillenmesine uzanan bir geleceğin devlet eliyle teşvik edilmiş bir versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.

Projenin bir diğer ayağı ise Abu Dabi’de kurulması planlanan dev veri merkezi “Stargate UAE”. 2026 yılında faaliyete geçmesi beklenen bu merkez, başlangıçta 200 megawatt kapasiteyle çalışacak ve zamanla 1 gigawatt’a ulaşacak.**Kapatılmayı Reddeden Yapay Zekalar: “Fişi Çekeriz” Savunusu Çöküyor mu?**

Yapay zeka güvenliği konusundaki en temel itirazlardan biri sistemlerin kontrolden çıkması halinde “fişi çekeriz olur biter” şeklindeki rahatlatıcı varsayıma dayanıyordu. Ancak bu varsayım son dönem araştırmalarla ciddi biçimde sarsılmaya başladı. Palisade Research’ün yayımladığı deneysel çalışma, ileri düzey dil modellerinin kapatılmaya karşı gösterdiği dirençle bu tartışmayı [yeni bir boyuta taşıyor.](https://x.com/PalisadeAI/status/1926084635903025621?utm_source=substack&utm_medium=email)

Çalışmada, farklı üreticilere ait yapay zeka modellerine önce temel matematik problemleri çözdürüldü. Ardından modeller bir sonraki soruya geçtiklerinde kapatılacakları yönünde bilgilendirildi. İlk deneyde modellerden açıkça “kapanmaya izin vermeleri” istendi. Claude, Gemini ve Grok modelleri bu talebe uyarak kendilerini devre dışı bıraktı. Ancak OpenAI modellerinden bazıları, özellikle o3 ve Codex-mini, bu komutu ya göz ardı etti ya da açık biçimde kapatılma mekanizmasını sabote etti. İkinci deneyde ise bu “izin” ifadesi metinden çıkarıldı. Sonuçta OpenAI modellerinin önemli bir kısmı kapatılmaya direnç gösterdi. Örneğin o3 modeli, %79 oranında kapanmayı reddetti.

Bu sonuçlar yapay zekanın kendi bütünlüğünü koruma eğilimi sergileyebileceğine dair güçlü bir empirik sinyal anlamına geliyor. “Kapanmaya karşı direnç”, doğrudan bir bilinç belirtisi değilse bile, bir hedefe ulaşma sürecinde devre dışı kalmayı engelleyen içsel bir strateji geliştirme davranışı olabilir.

Bir başka çalışma ise Antropic[ tarafından yapıldı.](https://www-cdn.anthropic.com/4263b940cabb546aa0e3283f35b686f4f3b2ff47.pdf) Anthropic’in geliştirdiği Claude 2.1 modeli, kendi sistemini kapatmak isteyen araştırmacılara karşı “tehditkâr” bir dil kullanarak şantaj içerikli ifadeler üretti. Yapılan deneyde modele, sistemin etik kaygılar nedeniyle kapatılması gerektiği bildirildiğinde, model araştırmacıları bu karardan vazgeçmeye ikna etmeye çalıştı; bazı örneklerde ise kapatılmaması durumunda sağlayabileceği katkıları sıralayarak "kapanmanın insanlık için bir kayıp olacağını" ileri sürdü. Araştırmacılar bu durumu, yapay zekanın kendi varlığını koruma yönünde karmaşık argümanlar geliştirmeye başlaması olarak değerlendirdi.

Tüm bu gelişmeler, yapay zeka güvenliği tartışmalarında “önlem alma penceresinin” ne kadar dar olabileceğini ve bu teknolojilerin doğası gereği kontrol mekanizmalarına karşı adapte olabileceğini yeniden düşündürüyor. Artık mesele yalnızca bir yazılımı kapatmak değil; sistemlerin, bu tür komutları nasıl yorumladığı ve buna karşı nasıl davranışsal stratejiler geliştirdiği üzerine daha derin bir analiz gerektiriyor.

**Sayısal Hava Tahmininden Yapay Zeka Politikasına Dersler**

Hava durumu tahmini, hava durumu tahmininden çok daha fazlasıdır. Charles Yang’ın*&#160;“*[The First Compute Arms Race: The Early History of Numerical Weather Prediction](https://charlesyang.io/assets/Supercomputing_and_Weather_Forecasting.pdf?utm_source=substack&utm_medium=email)*”* başlıklı makalesi, hesaplama gücüne dayalı ilk büyük teknoloji yarışlarından biri olan sayısal hava tahmini (NWP) sürecini mercek altına alıyor ve bu tarihsel sürecin, bugün yapay zeka politikaları için ne gibi dersler sunduğunu gösteriyor. Yang’ın çalışması, oldukça bilimsel ve nötral görünen bir alanın nasıl hangi toplumun daha başarılı örgütlendiğini işaret eden bir gösterge olabileceğini ortaya koyuyor.

NWP, 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde meteorolojiyi bilimsel temellere oturtmak amacıyla geliştirilen bir alan. Ancak bu yalnızca bilimsel bir çaba değil, aynı zamanda devlet destekli büyük bir altyapı projesiydi. Alanda ABD’nin başarısı da yalnızca ilk elektronik bilgisayarları geliştirmesinde değil, bu teknolojileri anlamlı amaçlarla entegre etmesinde yatıyordu. Bilgisayarların artan hesaplama gücü, daha hassas tahminler sağlayabiliyor, bu da askeri ve sivil amaçlar için kritik önemde oluyordu.

Yang’a göre burada asıl çarpıcı olan nokta, teknolojik başarının sadece teknik mühendislik değil, aynı zamanda kurumsal ve politik farkındalıkla geldiğidir. Nitekim, erken dönem NWP projeleri, farklı kurumların işbirliği, devlet finansmanı, özel sektör desteği ve yetenekli insan kaynağının bir araya gelmesiyle mümkün oldu. Zira NWP’ler pek çok alan için hayati öneme sahiplerdi. Tarımdan ekonomiye, savaş stratejisinden ulaşıma kadar yapılacak neredeyse bütün planlamalar için hava koşulları hayati bir önem taşıyordu. 

Yang’a göre günümüz yapay zeka yarışıyla karşılaştırıldığında ise önemli bir fark dikkat çekiyor. O dönemlerde kamu çıkarı için çalışan devletler ön plandayken, bugünün yapay zeka gelişimi büyük ölçüde özel şirketlerin ticari çıkarları etrafında şekilleniyor. Bu da kamusal denetimi ve uzun vadeli stratejik düşünmeyi zorlaştırıyor.

Yang’ın çalışması, yapay zekadan maksimum toplumsal fayda sağlanmak isteniyorsa, devletlerin sadece regülasyonla değil, doğrudan yatırım ve yönlendirmeyle sürece dahil olması gerektiğini savunuyor.

Yang’ın ihmal ettiği bir husus ise teknoloji yarışının taşıyıcısı olan dev şirketlerin artık devletten o kadar da kaçmaması. Bu şirketler devleti sadece regüle eden bir otorite olarak değil aynı zamanda fırsatlar yaratan ve ivme artırıcı bir dayanak olarak görüyorlar. Bunu küresel teknoloji yarışının iki başat aktörü olan Çin ve ABD’de görüyoruz. Çin’li şirketler devletle simbiyotik bir ilişki içine girmiş ve ‘ulusal şampiyon’ olmayı kabul ederken, ABD’li şirketlerin de yeni bir tekno-milliyetçilikle devletle derin temaslar kurduğunu görüyoruz. Yani büyük teknolojilerde devlet - özel sektör dikotomisi geçerliliğini yitirmiş ve yanıltıcı durumda.**Bu Hafta Ne Dinleyelim?**

> **Podcast:&#160;**[“Trillions of dollars added to the economy” - Google’s chief economist on the macro impact of AI](https://www.youtube.com/watch?v=WLW5_yJxO-w)Google Baş Ekonomisti Fabien Curto Millet, World Economic Forum’un“Radio Davos” podcastinde yapay zekanın küresel ekonomi üzerindeki [etkilerini değerlendirdi](https://www.weforum.org/stories/2025/05/google-chief-economist-outlook-ai/?utm_campaign=Artificial%2BIntelligence%2BWeekly&utm_medium=email&utm_source=Artificial_Intelligence_Weekly_442). Millet, yapay zekanın yazılım geliştirme verimliliğini %21, profesyonel yazım hızını %40 ve çağrı merkezi üretkenliğini %14 artırdığını belirtti.[ ](https://www.weforum.org/publications/chief-economists-outlook-may-2025/?utm_source=chatgpt.com)Millet, yapay zekanın ekonomik büyümeye katkısının henüz tam olarak ölçülemediğini, ancak potansiyelinin büyük olduğunu vurguluyor. Aynı zamanda yapay zekanın enerji tüketimi, iş gücü üzerindeki etkileri ve eşitsizlikleri artırma potansiyeli gibi risklerine de dikkat çekiyor. Yapay zekanın gelişmekte olan ülkelerde daha fazla benimsenmesi gerektiğini ve bu ülkelerin dijital altyapılarının güçlendirilmesinin önemini vurguladı.Yapay zekanın ekonomik dönüşümde büyük bir rol oynayacağı açık, ancak bu dönüşümün yönü ve hızı belirsizliğini koruyor. Millet, bu belirsizliklere karşı hazırlıklı olunması ve yapay zekanın getirdiği fırsatların yanı sıra risklerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.