
Neden eski bir kitabın tozlu sayfaları ya da yağmur sonrası toprağın o taze kokusu bizi saniyeler içinde unuttuğumuzu sandığımız bir ana geri götürür? Diğer tüm duyularımız "şimdi"de kalırken, koku nasıl olur da bu kadar mahir bir zaman makinesine dönüşür? Küre Ansiklopedi’de bu hafta, zihnimizin en hızlı ama en gizemli "input" kanalı olan koku duyusunu mercek altına alıyoruz. Beynin Duygusal Kestirme Yolu İnsan beyni, dünyayı anlamlandırmak için devasa bir veri işleme merkezi gibi çalışır. Anca
TR
Zeynep Ecren İkinci
DeKöken Devran, Arapça dwr kökünden gelen dawarān (دوران) kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Bu sözcük, Arapçada “dönmek, dolaşmak” anlamındaki dāra fiilinden türemiştir. Kelime temel olarak “sürekli dönüş, döngü ve hareket” anlamlarını taşır. Zamanla Türkçede dünya düzeni, kader, çağ ve hayatın değişken akışı gibi mecaz anlamlar da kazanmıştır. Kullanım Alanları Günlük Dil: Hayatın değişen koşulları, zamanın akışı ve insanların karşılaştığı durumlar için mecazi anlamda kullanılır. Edebiyat ve Şiir:
TR
Beyza Başar
BaBazı anlar vardır, yaşandığı sırada bile gerçek hayattan biraz uzakmış gibi hissedilir. Sanki birkaç saniyeliğine hayatın ritmi değişir. Sesler biraz kısılır, görüntüler biraz yavaşlar, insan kendi hayatının içindeyken aynı anda dışarıdan kendini izliyormuş gibi olur. O anın neden diğerlerinden farklı hissettirdiğini açıklamak zordur ama yine de insan içten içe bilir; bu an, zihninde uzun süre kalacaktır. Belki gece otobüsünde cam kenarında otururken olur bu his. Dışarıda sokak lambaları birbiri
TR
Ebrar Sıla Peri

Zamanın yaşla birlikte hızlandığını herkes bilir; bilinmeyen, bu hızlanmanın sonsuza dek sürmediğidir. Çocukken yaz tatili bitmek bilmezdi. Üç ay, neredeyse bir ömür gibi görünürdü. Şimdi ise yıllar geçiyor ve geriye dönüp baktığınızda zamanın nereye gittiğini anlamakta zorlanıyorsunuz. Bir şey değişti; peki ne? Bu his coğrafyadan ve kültürden bağımsızdır: Japon büyükanneler de bunu anlatır, Norveçli dedeler de.14 ile 94 yaş arasında 499 kişiyle yapılan kapsamlı bir araştırma, bu hissin yalnızca
TR
Gökhan Güller
HaHayat üç gün derler: Dün, bugün ve yarın. Dün geçti… Belki de en çok orada bekledim seni. Gelmedin. Bekledim. Sustun. Bugün bitmek üzere. Zaman ağır ağır akıyor ama içimdeki boşluk aynı. Kalabalıklar var etrafımda ama sen yoksun. Şimdi aklımda tek bir soru var: Acaba yarın gelir misin? Yoksa yarın da bugünün tekrarı mı olur? Bazen insan bir başkasını beklerken aslında kendini tamamlamayı bekler. Belki de mesele sen değilsin… Belki mesele, eksik hissettiğim yanım. Yarın gelir mi bilmiyorum. Ama b
TRMelisa Yıldırım
KeOkula başladığı ilk günden beri başarı odaklı yaşayan ve gerçek başarının sadece alınan notlardan ibaret olduğunu düşünen biri kendi yolunu nasıl çizer? Çevrenin seslerini kısması mümkün mü? İşte tam olarak bu sorularla başladı “başarı” tanımını sorgulamam. İlkokul, ortaokul, lise… Bunların hepsinde öğretmenlerimin ve ailemin deyimiyle çok başarılıydım. Bu durum o zamanlar benim için mutluluğumun tek sebebiydi. Ancak hiçbir zaman gerçek anlamda hangi mesleği yapmak istediğime dair düşünmemiştim.
TR
Büşra ÖZEN KILIÇ

Nasıl geçtiği önemli değil mi zamanın? Bir gün biteceğini ve zamanının geleceğini biliyorsun. Bir gün açılmayacak bir kitap misali yok olacaksın bu dünyada. Ya sessiz bir şekilde ya da arkandan anılarak uğurlanacaksın. Nasıl geçtiği önemli değil mi zamanın? Senin önem verdiklerinle anlam bulacak. Vermediklerinde ise kaybolup gidecek. O açılmamış kitabın eskimiş sayları olacaksın. Dokunduysan insanlara ya da herhangi bir canlıya, İster sevgin olsun üzerinde ister emeğin, Senin sayfaların onlarla
TR
Gülşen Arslan

Ahşap bir dolabın kapağı yıllar sonra açıldığında, içeriden yalnızca kapalı kalmış havanın ağır soluğu çıkmaz; zaman da orada, karanlıkta beklemiş gibi dışarı sızar. Eski kumaşların arasına sinmiş o tanıdık koku, ilk anda adı konulamayan bir şeydir; ne bütünüyle geçmişe aittir ne de şimdiye. İnsan önce onu tanımadığını sanır. Sonra bir anlığına, hiçbir görüntü olmadan, hiçbir ses çağrılmadan, yalnızca göğsün içinde belli belirsiz bir daralma hissi belirir. Bir odanın penceresi açılmış gibi olur
TR
Ebrar Sıla Peri
BiBazı defterler vardır; satın alındıkları günün heyecanını yıllarca ilk sayfalarında taşırlar. Rafın bir köşesinde beklerler. Kapakları hâlâ temizdir, sayfaları hâlâ serttir. İnsan onları sıradan bir günde kullanmaya kıyamaz. Daha önemli bir zaman gelecektir çünkü. Daha düzenli hissedilen bir dönem, daha net düşüncelerin olduğu bir mevsim, daha “doğru” bir başlangıç anı... O yüzden defter bekler. İnsan da onunla birlikte bekler. Ve fark etmeden, kullanılmamış sayfaların içinde yalnızca mürekkep d
TR
Ebrar Sıla Peri
BeBazı akşamlar vardır; telefon masanın üzerinde sessizce durur ama odadaki bütün dikkat onun etrafında toplanır. Ekran karanlıktır, hiçbir bildirim gelmez, hiçbir ses duyulmaz. Yine de insan birkaç dakikada bir dönüp bakar. Aslında neyi beklediğini de tam olarak bilmez bazen. Belki bir mesajı. Belki bir haberi. Belki yalnızca içinde bir süredir askıda duran belirsizliğin sona ermesini. Pencerenin dışı yavaş yavaş kararırken, sokaktan geçen insanların adımları birbirine karışırken ve evlerin ışıkl
TR
Ebrar Sıla Peri