
Yağmur, Türk akademisyeni ve şairi Prof. Dr. Nurullah Genç tarafından 1990 yılında kaleme alınan, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ithafen yazılmış, naat türünde bir manzum eserdir. Eser, 1990 yılında Türkiye Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen "Naat-ı Şerif Yarışması”nda birincilik ödülüne layık görülmüştür. Bu eser, divan edebiyatı geleneğindeki naat türünü modern şiir formuyla harmanlaması bakımından Türk edebiyatının önemli naatlarından biri olarak kabul edilir.Yazılış Süreci ve İlha
TR
Ahmet Erdem İşgüdengil

Anadolu ve Türk kültür havzasında yağmur yağdırma ritüelleri, kuraklık dönemlerinde ortaya çıkan sosyo-ekonomik ve psikolojik krizi yönetmek amacıyla icra edilen, kökenleri İslam öncesi Türk inançlarına dayanan ve zamanla İslami unsurlarla senkretik bir yapıya bürünmüş kolektif törenler bütünüdür. Bu ritüeller, tarım ve hayvancılığa dayalı toplumlarda hayati önem taşıyan suya erişimi sağlamak için doğaüstü güçlerle kurulan bir iletişim biçimidir. Uygulamalar; taklidî büyü (simülasyon), kurban su
TRBERAT KARAGÖZ
YaYağmurun insanlarda neden bu kadar farklı duygular uyandırdığı ilginç bir sorudur. Aynı yağmur sesi, bir kişi için huzur verici olabilirken başka biri için içe kapanık bir ruh halini tetikleyebilir. Kimi insanlar yağmurlu havaları sever; pencere kenarında oturup dışarıyı izlemek, sıcak bir içecekle sessizce vakit geçirmek onlara iyi gelir. Kimileri ise gri gökyüzüyle birlikte enerjisinin düştüğünü, daha yalnız ya da melankolik hissettiğini fark eder.Belki de yağmurun etkileyici tarafı, insanı du
TR
Ebrar Sıla Peri

Elmas yağmuru, güneş sistemindeki Uranüs ve Neptün gibi "buz devi" sınıfına giren gezegenlerin ekstrem basınç ve sıcaklık koşullarına sahip iç katmanlarında, karbonun hidrokarbonlardan ayrışarak kristalize olması sürecidir. Bu fenomen, sadece egzotik bir yağış biçimi değil; aynı zamanda gezegenlerin termal evrimi, manyetik alan üretimi ve iç yapı katmanlaşmasını doğrudan belirleyen kompleks bir fizikokimyasal süreçtir.Elmas yağmuru 1. Ekstrem Ortam Koşulları ve Metan AyrışmasıBuz devlerinin atmo
TR
Edanur Aktaş
BaKöken"Baran" kelimesi Farsça kökenlidir. "Yağmak" anlamına gelen "bārіden" kelimesinden türeyen Farsça "bârân" kelimesinden alıntıdır.Kullanım AlanlarıGünlük Dil: Tarihî ve şairane bir anlatımla yağmur anlamında kullanılır.Edebiyat: Divan şiirinde, tasavvufî metinlerde ve halk edebiyatında rahmet ve hayat kaynağı olarak sıkça geçer.Mecazî Kullanım: Umut, arınma, bereket ve yenilenme gibi soyut kavramları ifade eder.
TR
Muhammed Said Alevcan
SeKökenArapça sail (sel, akıntı) kelimesinden Türkçeye geçmiş olup kökeni Arapça sāla (akmak, su akmak) fiiline dayanır.Kullanım AlanlarıDoğa Olayları ve Afetler: Yağmur, kar erimesi ve yer altı sularının yüzeye çıkması sonucu meydana gelir.İnşaat ve Şehir Planlama: Sel riskine karşı yapılan önlemler, kanalizasyon sistemleri ve drenaj çözümleriyle ilgili kullanılır.Mecaz: Ani ve kontrolsüz bir şekilde meydana gelen yoğun bir şey için de mecaz anlamda kullanılabilir. Örneğin, o dönemde yaşanan sel
TR
Esra Can

Acid rain is an environmental problem caused by pollutants such as sulfur dioxide (SO₂) and nitrogen oxides (NOₓ) in the atmosphere reacting with water vapor to form sulfuric acid (H₂SO₄) and nitric acid (HNO₃), which then fall to the Earth’s surface in the form of rain, snow, fog, or dry particles. It was first identified in 1872 by Robert Angus Smith through his study of industrial precipitation around Manchester.Formation of Acid RainAcid rain originates from both natural and anthropogenic so
ENMuzaffer Yalçın

Bir yağmur sonrası gökyüzünde ortaya çıkan o renkli kemeri gördün mü? İşte ona gökkuşağı denir! Gökkuşağı, hem büyüleyici hem de bilimin harika bir oyunudur. Peki ama nasıl oluşur?Gökkuşağı, güneş ışınlarının yağmur damlalarının içine girip kırılması, yansıması ve yeniden kırılarak çıkmasıyla oluşur. Güneş ışığı aslında beyazdır ama içinde kırmızıdan mora kadar birçok rengi saklar. Bu ışık, yağmur damlalarının içine girdiğinde önce kırılır (yön değiştirir), sonra damlanın içinde yansır ve çıkark
TR
Hikmet Can Urhan

Baran, yönetmenliğini ve senaristliğini Majid Majidi’nin üstlendiği 2001 yapımı İran drama filmidir. Film, İran’da kaçak olarak çalışan Afgan mültecilerin hayatını ve aralarındaki sosyal dinamikleri gözler önüne sererken, genç bir işçinin içten gelişen aşk hikayesini de anlatır. Başrollerde Hossein Abedini (Latif) ve Zahra Bahrami (Baran) yer alır.Filmin KonusuLatif, Tahran’da bir inşaatta hafif işlerde çalışan 17 yaşındaki bir gençtir. Ancak Afganistan’dan kaçan mültecilerden Rahman’ın (asıl ki
TR
Fatma Fırat
ÇiKökenÇise kelimesi, Türkçede doğrudan kullanılan eski kelimelerden biridir. Kökeni belirsiz olmakla birlikte, hafif ve ince yağan yağmur anlamında halk arasında yaygın olarak kullanılmıştır. Anadolu’da ve edebi metinlerde sıkça rastlanan bir doğa terimidir.Kullanım AlanlarıGenellikle hava durumu tariflerinde, edebi metinlerde ve günlük konuşmalarda kullanılır. Şiirsel anlatımlarda doğanın huzur verici bir özelliği olarak betimlenebilir.Örnek CümlelerÇise altında yürümek bana her zaman huzur veri
TR
Furkan Üresin