
Diller arası geçişlilik (translanguaging), çokdilli bireylerin sahip oldukları farklı dilleri ve göstergebilimsel kaynakları birbirinden bağımsız sistemler olarak değil, anlam yaratmak amacıyla kullanılan bütünleşik bir repertuar olarak işleme sürecidir. yaklaşım, dillerin toplumsal, kültürel ve politik olarak kesin sınırlarla ayrılmış kapalı sistemler olduğu yönündeki geleneksel tekdilli paradigmayı sorgular. Kavramsal Kökenler ve Kuramsal Gelişim Kavram, ilk olarak 1980’li yıllarda Galler’deki
TR
Büşra Tuğa

Translanguaging is the process by which multilingual individuals draw upon their full range of linguistic and semiotic resources not as separate systems but as an integrated repertoire for meaning-making. This approach challenges the traditional monolingual paradigm that views languages as closed systems rigidly divided by social, cultural, and political boundaries. Conceptual Origins and Theoretical Development The concept was first introduced in the 1980s in bilingual educational settings in W
EN
Büşra Tuğa