
What If He Had Not Left? is a literary work that explores separations, journeys, and individual quests in human life. The novel interrogates the impacts of departure and remaining on the inner worlds of individuals through the concepts of existence and nonexistence. In the work, the emotional and intellectual effects of separation on both those who leave and those who stay are examined. Theme and Content The novel is shaped around the choices, sacrifices, and processes of renewal that individual
EN
Zehra Yayla

“I Was Amazed and Left Speechless” is a poem written by Yavuz Bülent Bâkiler and is one of the representative works of Republican-era Turkish poetry. Bâkiler composed this poem based on his personal experience of love. Thematically, the poem explores the bewilderment, indecision, and inner conflicts experienced in the face of love.Muhammed Taha Menge, “Şaşırdım Kaldım İşte Şiirinin Muhteşem Hikâyesi… Yavuz Bülent Bâkiler Kendi Ağzından Anlatıyor…,” YouTube videosu, 12:14, 13 Eylül 2022, erişim 2
EN
Elif Laçin
YaYağmurun insanlarda neden bu kadar farklı duygular uyandırdığı ilginç bir sorudur. Aynı yağmur sesi, bir kişi için huzur verici olabilirken başka biri için içe kapanık bir ruh halini tetikleyebilir. Kimi insanlar yağmurlu havaları sever; pencere kenarında oturup dışarıyı izlemek, sıcak bir içecekle sessizce vakit geçirmek onlara iyi gelir. Kimileri ise gri gökyüzüyle birlikte enerjisinin düştüğünü, daha yalnız ya da melankolik hissettiğini fark eder. Belki de yağmurun etkileyici tarafı, insanı d
TR
Ebrar Sıla Peri
AnAnlıyor musun içimde sakladıklarımı, Söyleyemediğim, içimde kalan cümleleri? Gözlerimden okuyabilir misin beni, Kalbimde büyüttüğüm sessiz düşünceleri? Bilir misin geceler boyunca düşündüklerimi, Geçmişte kalan bazı anıları? Duyabilir misin içimde kopan fırtınaları, Kimseye anlatamadığım duygularımı? Görür müsün yüzümdeki gülümsemenin ardını, Sakladığım kırgınlıkları, içimdeki sessizliği? Bir gün gerçekten anlayabilir misin beni, Ben bile bazen anlayamazken kendimi? Bazen susarım, anlatmam içimd
TREsmanur Aykut
İçGeceye göz kırpan o büyülü örtüyü izliyorum, Zihnime mor bir tül gibi yayılışını hissediyorum. Hayallerimin en uç sınırlarında dolaşırken, Kalbime asil bir fısıltının dokunuşunu duyuyorum. Kırmızının o yoran telaşından uzağım artık, Mavinin sonsuz, sessiz sakinliğinden de... Tam o gizemli eşikte durup bekliyorum, Ruhumun en mağrur rengine bürünüyorum. Bir lavanta tarlasında rüzgar estikçe üzerime, Kendi masalımın içinde kayboluyorum derinden. Mor, benim içimdeki o saklı ülkedir, Hiç uyanmak iste
TREsmanur Aykut

Bir yabancıydım kendi evimde Duvarlara çarpıp döndüm bin kere Senin sesinde buldum bir nefes Nefessizlikte boğuldum milyon kere Gözlerinde bir çıkış aradım Karanlıkta tek ışık sandım Senin için geldim, her şeyi yaktım Her şeyi dağıttım, sanırım Senin için geldim, seni umut ederek döndüm Sende ışık gördüm, kendi ışığımı söndürdüm Işığı süzdüm gözümle, kendimde gördüm seni Senin yüzünde, senin yüzünden Yokluğun ağır, altında kaldığım İçimden geçen hep aynı sancı Kendime düşman ettin beni Yalnızlığ
TR
Selahattin Köseoğlu

Bir yolculuğa hazırlanırken yatağın üzerine serdiğimiz o boş valize saatlerce bakarız. Kıyafetler özenle katlanır, en sevilen ayakkabılar alt alta yerleştirilir, şarj kabloları düğüm olmasın diye sarılır. Her şeyi yerleştirip fermuarı zorla da olsa çektiğimiz an, içimizde tatlı bir başarmışlık hissi uyanır. Fiziksel olarak hazırızdır artık. Peki ya yanımıza aldığımızı fark etmediğimiz, hiçbir listeye yazılmayan o görünmez yükler? Ya dönüş yolunda o valize bir türlü sığdıramadığımız hisler? Asıl
TR
Nida Üstün

Bazen insan, dış dünyanın gürültüsü ile iç dünyasının sessizliği arasında sıkışıp kalır. Bir yanda sürekli koşmamız gerektiğini söyleyen hayat, diğer yanda durup “ben aslında ne istiyorum?” diye fısıldayan bir iç ses vardır. İşte bu yazı, tam da bu iki sesin arasında sıkışan insanın kadim yolculuğuna dair… Dışarıdaki dünyanın gürültüsü ile içerideki sessizliğin çatışması, aslında insanın var olduğu günden beri bitmek bilmeyen o kadim "afak" ve "enfüs" yolculuğunun ta kendisidir. Afak, yani gözüm
TR
Nursena Şahin
MeKöken Melal kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir. Arapça mll kökünden gelen ve "usandı, bezdi" anlamını taşıyan malla (ملّ) fiilinin masdarı olan malāl (ملال) kelimesinden gelmektedir. Kullanım Alanları Edebiyat: Hüzün, iç sıkıntısı, keder, gam ve karamsarlık anlamlarında kullanılır. Gönül yorgunluğunu ifade eden bir terimdir. Günlük Dil: Sebepsiz iç daralması, bıkkınlık, usanma, bezme ve can sıkıntısını ifade etmek için tercih edilir.
TR
Rabia Karabulut

Olmadı yâ, beceremedim yaşamayı. Bir hevesle başladım, yarım kaldı. Bir yol bulamadım, daraldım inan. Bir sonrakine artık... İnsanlar demişti, "Zamanla alışırsın." Ben zamana alıştım ama kendime hiç. Kafamdaki hep aynıydı, ben değil; Belki bu yüzden hissizleşmem. Bir şeyler başardım belki, Ama neye yaradı, bilmiyorum. Alkışlar değil de bir sessizlik istiyordum, Çünkü sessizlikte kendimi duyabiliyordum. Olmadı yâ, beceremedim yaşamayı. Bir hevesle başladım, yarım kaldı. Bir yol bulamadım, daraldı
TR
Selahattin Köseoğlu