
World Book and Copyright Day is an international observance celebrated annually on April 23 by UNESCO. This special day emphasizes the importance of books as a bridge between generations and cultures and highlights their impact on societies. Books offer individuals the opportunity to encounter different people, cultures, and ideas, thereby supporting intellectual and cultural diversity. History April 23 holds symbolic significance in world literature. This date coincides with the death anniversa
EN
Nursena Güller

Sinop Historical Prison is an important prison located within the walls of the fortress in Sinop, one of the oldest settlement sites on the Black Sea, and holds a special place on Turkey’s cultural heritage list as one of the country’s historic structures. Built during the Ottoman Empire in 1887, the prison served as one of Turkey’s most secure penitentiaries until 1999. Today, it is open to visitors as a museum. Historical and Architectural Structure The prison was constructed within the fortre
EN
Melda Kabak

The artist has established a place in Turkish music and literature through the albums he has released since the mid-1990s and the literary works he has authored. Early Life and Education Ali Kınık was born in 1974 in the Akçadağ district of Malatya. After completing his primary and secondary education in Malatya, he moved to Elazığ for higher education. He concluded his academic training by graduating from the Department of Turkish Language and Literature at Fırat University.【1】 Literary Career
EN
Gözde Cabadak

Bir yabancıydım kendi evimde Duvarlara çarpıp döndüm bin kere Senin sesinde buldum bir nefes Nefessizlikte boğuldum milyon kere Gözlerinde bir çıkış aradım Karanlıkta tek ışık sandım Senin için geldim, her şeyi yaktım Her şeyi dağıttım, sanırım Senin için geldim, seni umut ederek döndüm Sende ışık gördüm, kendi ışığımı söndürdüm Işığı süzdüm gözümle, kendimde gördüm seni Senin yüzünde, senin yüzünden Yokluğun ağır, altında kaldığım İçimden geçen hep aynı sancı Kendime düşman ettin beni Yalnızlığ
TR
Selahattin Köseoğlu
SeSeni ilk tanıdığım günden beri seviyorum seni Uzun zamandır hissetmediğim bir ilksin Bir çiçek misali öyle güzel kokuyorsun ki Dayanamazdım koklamaya seni. Biraz sevebilir miyim seni Bekle güzel severim belki Bilmiyorum ne kadar incittiler ki Bekliyorum kalbimin en güzel yerinde seni. Mısralarım sessizce anlatır seni Aklımdan çıkmayan bir dert gibi Bilirim bu derdin dibi çok derin ki Razıyım her şeye çünkü seviyorum seni...
TR
Selahattin Köseoğlu

İlk kez bu kadar derin ağlamıştım. Göz pınarlarım boşanırcasına akıyordu. Bir boşluğa düşmüş gibi oldum o anda. Beni ben yapan öğretmenim gidiyordu. Küçüktüm; yaramazdım ve tembeldim. Elini uzattı, çekti beni karanlık bir kuyudan. Sıcacık bir gülümsemeyle baktı gözlerime. Bana benden çok inandı; belki de beni ben yaptı. O an anladım bir öğretmenin Bir çocuğu nasıl hayata döndürdüğünü. Bana yazmayı öğreten oydu; Yazmanın, insanın içini dökmenin en güzel yolu olduğunu söyleyen. Gözyaşlarım kuruyac
TR
Gülşen Arslan

Sen ol. Güldüğümde, ağladığımda, Düştüğümde yahut koştuğumda; En zayıf anımdan öte en güçlü anımda, Aşık olduğumda sen ol... Denizlerde boğulduğumda, Ormanlarda kaybolduğumda, Geceye düştüğümde çek beni; Toprağında gömen sen ol... Gözyaşında sulandığım, Nefessizken bağrında soluklandığım, Kerahat vakti gözlerimi açtığımda, Kollarında saranım yine sen ol. Sen sadece sen ol. Ben çok severim seni. Bakışını, gülüşünü, içinin gidişini... Sen sadece benim ol.
TRİmer Ceren Taşdemir

Edebiyat tarihinin büyüleyici açmazlarından biri, kendi elleriyle tek bir mısra bile kaleme almadığı halde, Türk şiirinin en güçlü ve en devasa üç şairine hayatlarının en güzel, en dokunaklı dizelerini yazdıran bir kadının hikayesinde gizlidir. Bu gizemli ve bir o kadar da derin kadın, Tomris Uyar’dan başkası değildir. Onun varlığı, şairlerin ruhunda bir sevgi çıkmazına, tutkulu bağlara ve ilişkilerin o tarif edilemez gelgitlerine dönüşmüştür. Bir kadının üç farklı şairin dünyasında nasıl üç ayr
TR
Nursena Şahin

Bazen bir şiir ne olduğunu tam tarif edemezsin ama bir yerinden dokunur sana, bir sükûnet gibi yayılır iç dünyana. Benim için o şiirlerden biri Nurullah Genç’in “Ölüm Noktürnü” oldu. Bugün yine dinledim, bu kez Furkan Özdemir’in sesiyle. Şiir seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde ellerine dokundun; sana inandı ölüm o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm akkor dudaklarından ağı düştü
TR
Yeşim Can

Yazarların İstanbul'u, gazeteci ve yazar Neşe Mesutoğlu'nun hazırladığı, İstanbul'un kültürel, tarihî, sosyal ve mimari dokusunu 12 fikir insanı, yazar, tarihçi, sanatçı ve akademisyeni ile yaptığı röportajlar aracılığıyla irdeleyen bir söyleşi kitabıdır. Eser, İstanbul'a dair farklı bakış açılarını bir araya getirerek şehrin yapısını okuyucuya sunmayı amaçlar. İçerik ve Konuklar Kitap, İstanbul'un dünü, bugünü ve geleceğine dair görüş sunan 12 farklı isimle yapılan röportajlardan oluşmaktadır.
TR
Nursena Şahin