
Aziz Mahmud Hüdâyî is a biographical and intellectual study prepared by Mehmet Ali Ayni. Published in November 2024 as part of Dergâh Publications' Contemporary Turkish Thought series, the work takes a multifaceted approach to the life, scholarly activities, and literary pursuits of Aziz Mahmud Hüdâyî, a leading figure of the Ottoman Sufi tradition. Subject The book addresses Hüdâyî’s life in the 16th and 17th centuries within its specific context. His madrasah education, his activities in Şeref
EN
Muhammed Samed Acar

The Divan of Yunus Emre (Yunus Emre Divanı) is a work that compiles the poems of Yunus Emre, a key figure in Turkish Sufi literature. Published by Dergâh Publications, this book contains the poems written in the divan style, reflecting the poet's philosophical world, his Sufi understanding, and the unique language that he blended with the Anatolian folk poetry tradition. Subject The book provides a comprehensive presentation of Yunus Emre’s poems, which contain elements of both Sufi and folk lit
EN
Muhammed Samed Acar

Destar; a term referring to thin fabrics such as muslin or fine cloth wrapped over headgear like fezzes, sikke, or kavuk. Literally meaning "wrapping" or "head covering," the destar in Ottoman social structure and especially within Sufi tradition was not merely an ordinary garment element; it became a powerful symbol representing an individual’s social status, scholarly rank, position within the order, and spiritual station. Physical Characteristics, Structure, and Material The primary material
EN
Kadriye Beyza Kirenci

Köken Kelime, Farsça ve Orta Farsça (Pehlevice) "kubbe, kemer" anlamlarına gelen gunbad (گنبد) sözcüğünden alıntı olarak kullanılmaktadır. Bu sözcüğün Aramice ve Süryanice dillerinde aynı anlamı taşıyan kbb kökünden türemiş kubbtā sözcüğü ile eş kökenli olduğu belirtilmiştir. Türkçede tarihsel süreç içerisinde "günbed", "künbet" ve "kümbet" biçimlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Kullanım Alanları Mimari: Yapı sanatında üst örtü sistemlerini tanımlamak amacıyla doğrudan "kubbe" veya "kubbe
TR
AYŞE TUBA KESKİL
CüKöken Dilimize Farsçada "uzak, ayrı" anlamlarına gelen cudā (جدا) kelimesinden miras kalmıştır. Tarihsel izi sürüldüğünde, Orta Farsçada kullanılan yutāg kelimesine dayanır. En eski kökleri ise Avestaca dilinde aynı anlama gelen yuta- sözcüğüne uzanmaktadır. Kullanım Alanları Edebiyat: Divan edebiyatında, halk şiirlerinde ve İstiklâl Marşı gibi milli eserlerde gurbet, hasret ve ayrılık temaları işlenirken edebi bir araç olarak sıkça tercih edilir. Günlük Dil: Günümüzde tekil bir kelime olarak ku
TR
Recep Altungeyik
DiKöken Dilber kelimesi, Farsça dil-ber (دلبر) sözcüğünden dilimize geçmiş birleşik bir yapıdır. Sözcüğün temelini, "gönül" manasındaki dil (دل) ile “alan, götüren” anlamını taşıyan ber (بر) unsurlarının birleşimi oluşturur. Kullanım Alanları Edebiyat: Klasik metinlerde ve Divan şiirinde sevgiliyi niteleyen temel bir sıfat olarak yer alır. Günlük Dil: Günlük anlarda "alımlı, güzel kadın" anlamıyla, fiziksel çekiciliği ve zarafeti ifade etmek için kullanılır.
TR
Rabia Karabulut
SiKöken Sitayiş kelimesi, Türkçeye Farsça sitāyiş (ستایش) sözcüğünden geçmiştir. Bu sözcük, Farsçada “övmek, methetmek” anlamına gelen sutūdan (ستودن) fiilinden +iş ekiyle türetilmiştir. Farsça fiilin kökeni, aynı anlama gelen Avestaca staoiti ve Sanskritçe śtauti kelimeleriyle ortak bir köke dayanır ve bu kök, Hint-Avrupa ana dilindeki *steu-² biçimine kadar uzanmaktadır. Kullanım Alanları Klasik Türk Edebiyatı: Özellikle kaside ve methiye gibi divan edebiyatı nazım biçimlerinde, övülen kişinin (
TR
Tuğba Aygün
İkKöken “İkiz” sözcüğü, Eski Türkçe ékkiz biçiminden evrilmiştir. Bu sözcük, ékki (“iki”) sözcüğüne -Iz eki eklenerek türetilmiştir. -Iz ekinin işlevi kesin olarak bilinmemekle birlikte, benzer yapı Moğolca ikere kelimesinde de görülür. Sözcüğün en eski belgelenmiş kullanımı, Kaşgarlı Mahmud’un 1073 tarihli Divan-i Lugati't-Türk eserinde ékkiz oġlan (“ikizler”) şeklindedir. Kullanım Alanları Biyoloji / Gebelik: Aynı gebelikten doğan çocukları ifade etmek için yer alır. Fiziksel ve Görsel Benzerlik
TRAyşe İkbal Özsakın
HuKöken Hunriz kelimesi, Farsça kökenli bir birleşik sıfattır. Bu kelime, Farsçada “kan” anlamına gelen hûn (خون) ile “döken, akıtan” anlamına gelen rîz (ریز) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Dolayısıyla kelime, kelime anlamıyla tam olarak “kan döken” demektir. Kullanım Alanları Klasik Türk Edebiyatı: Özellikle divan şiirinde, âşığa eziyet eden ve onu canından bezdiren zalim sevgiliyi, onun öldürücü bakışlarını (gamze-i hunrîz) veya gaddar bir hükümdarı nitelemek için kullanılan yerleşik bi
TR
Tuğba Aygün
"GDivan edebiyatının özgün şairlerinden biri olan Şeyh Gâlib, bu gazelinde alışılmış aşk anlayışına farklı bir gözle yaklaşır. Gelenekte âşık, sevgilinin cefalarına katlanır, bundan şikâyet etse de asla vazgeçmez. Oysa bu beyitlerde gördüğümüz âşık, sevgilinin zulmünden usanmış, ona sırt çevirmeye hazırlanan bir kişidir. Gazel Gönül ders-i gamın çokdan unutdu hâtırın hôş tut O murgı başka bir sayyâd tutdu hâtırın hôş tut Seninle ey sitem-hû germ-ülfet olmayız artık Soğuk sözler beni cândan soğutdu
TR
Meryem Şentürk Çoban