MaKöken Maarif, Arapça maʿārif kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Sözcük, Arapçada “bilgi, beceri, tanıma” anlamlarına gelen maʿrifa kelimesinin çoğul biçimidir. Osmanlı döneminde eğitim, öğretim ve kültürel bilgi alanlarını ifade etmek amacıyla yaygın biçimde kullanılmıştır. Modern Türkçede ise özellikle eğitim sistemi ve öğretim faaliyetleriyle ilişkili bir anlam kazanmıştır. Kullanım Alanları Eğitim: Okul, öğretim sistemi ve eğitim faaliyetlerini ifade etmek için kullanılır. Kültür ve Bilim: Topl
TRMelisa Yıldırım

On yedinci yüzyıl Avrupa’sı, düşünce tarihinde kırılma noktalarından biri olarak kabul edilir. Orta Çağ boyunca baskın olan otoriteye dayalı bilgi anlayışı yerini, bireyin aklına ve sorgulama gücüne bırakmaya başlamıştır. Deneyim, akıl ve bireysel düşünme artık felsefenin merkezine yerleşir. Galileo ve Kepler’in doğa anlayışında yarattığı sarsıntılar, yalnızca bilimsel alanla sınırlı kalmaz; felsefi düşüncenin yönünü de belirler. Descartes'in Bir Tasviri (Yapay Zeka Yardımıyla Oluşturulmuştur) "
TRYaren Erva Keskin

Bugün teknoloji hakkında konuşmak, artık yalnızca yeni cihazlar, yazılımlar, uygulamalar veya yapay zekâ modelleri hakkında konuşmak değildir. Teknoloji, insanın nasıl düşündüğünü, nasıl öğrendiğini, nasıl çalıştığını, nasıl hatırladığını, nasıl karar verdiğini ve hatta neyi gerçek kabul ettiğini dönüştüren büyük bir çevre hâline gelmiştir. Bu yüzden teknoloji meselesi, mühendislerin, girişimcilerin veya yatırımcıların alanıyla sınırlı görülemez. Teknoloji artık doğrudan doğruya insan, toplum, b
TR
Ali Ömer Yurddaş

İnsan aklının ulaşabildiği en genel kavram “varlık”, en yüce kavram ise “Tanrı”dır. Fârâbî tam da bu noktadan hareket eder. Ona göre varlık hakkında aklın söyleyebileceği iki temel hüküm vardır: ya zorunludur ya da mümkündür.【1】 Zorunlu varlık… Yani varlığı kendinden olan, yokluğu düşünülemeyen bir hakikat. Fârâbî’ye göre böyle bir varlık yok sayıldığında sadece bir şey eksilmiş olmaz; bizzat varlığın kendisi, anlamı yok olur. Çünkü O, hiçbir sebebe muhtaç olmayan; aksine her şeyin müsebbibi ola
TR
Büşra Meral

Leibniz’in evrensel dil projesi (Latince: characteristica universalis), 17. yüzyıl filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz tarafından geliştirilen, düşüncelerin evrensel bir biçimde temsil edilmesini ve akıl yürütmenin hesaplanabilir hale gelmesini amaçlayan bir felsefi ve mantıksal girişimdir. Leibniz, bu projeyi yalnızca iletişim kolaylığı sağlayacak bir dil olarak değil, aynı zamanda insan aklının işleyişini yansıtan rasyonel bir yazı sistemi olarak tasarlamıştır. Proje, daha sonraki dönemlerde se
TR
Esra Can

Felsefe tarihinin belki de en sinsi sorunu mekan sorunudur. Çünkü normal bir insan etrafına baktığında “mekan”ın varlığından şüphe bile etmez. Her şey ortadadır onun için. Bu kadar açık olan bir şey nasıl sorun olabilir ki diyebilirsiniz işte bu yüzden mekan sorunu sinsidir. Normalde sorun olmaması gereken bir konu sorun olmuş çünkü dünyada sadece bizim gibi sıradan insanlar değil sıradışı insanlar da yaşamışlar. Bu sıradışı insanlar mekan cisim midir diye sormuşlar, cisim/nesne değilse nedir, n
TRFahrettin Özen

İnsanlık tarihi boyunca estetik kavramı yalnızca güzelliği ifade eden bir olgu değil, insanın dünyayı algılama ve anlamlandırma biçimi olarak değerlendirilmiştir. Sanat, mimarlık, edebiyat ve gündelik yaşam pratikleri üzerinden şekillenen estetik anlayışı, her dönemin toplumsal ve kültürel yapısına göre dönüşüm geçirmiştir. Günümüzde ise dijitalleşen dünya, sosyal medya kültürü ve hız çağının etkisiyle estetik algımız yeniden biçimlenmektedir. Yeni dünya düzeninde estetik artık yalnızca “güzel o
TR
mesude zor
PrKöken Pragmatizm kelimesi, Türkçeye Fransızca pragmatisme sözcüğünden geçmiştir. Bu kelimenin kökeni ise Antik Yunancada "iş, eylem" anlamına gelen pragma sözcüğüne dayanmaktadır. Kullanım Alanları Felsefe: Yararcılık anlamına gelen felsefi akımı tanımlamak için kullanılır. Siyaset ve Yönetim: Pragmatizm akımının siyasetteki yansımasını, soyut ilkeler yerine somut ve pratik menfaatlere göre hareket etme tarzını tanımlamak için kullanılır.
TR
Ayberk Purutçuoğlu

Immanuel Kant (April 22, 1724 – February 12, 1804) was a Prussian philosopher born in Königsberg. He spent his entire life in his native city, declining offers of positions and titles in order to continue his academic career there. Between 1746 and 1758, Kant focused on the natural sciences; in the 1760s, he grew skeptical of metaphysics; and after 1769, he developed his critical philosophy. With the publication of Critique of Pure Reason (1781), he began a period in which he examined the limits
EN
Nazlı Kemerkaya

Gottfried Wilhelm Leibniz, kendi tabiriyle içinde yaşadığımız mümkün dünyaların en iyisinde "adam olayı çözmüş" dediğim iki kişiden biridir. Felsefesinin temelini, Tanrı'nın kusursuz bir varlık olması sebebiyle yarattığı dünyanın da mümkün dünyaların en iyisi olduğu fikri (Voltaire’in Candide romanında eleştirdiği fikir) oluşturur. Leibniz'e göre Tanrı, olası mümkün dünyalar arasında içinde yaşadığımız dünyayı seçmiştir çünkü bu dünya birbiriyle en çeşitli ve en uyumlu olanken aynı zamanda bu çe
TRFahrettin Özen